Sarı kız,
güneşten ödünç alınmış bir gülüşün vardı,
bakınca yaz olurdu içim,
dokunamasam da ısınırdım.
Saçların
Sarışınları koruma federasyonu gibisin dedin ya
Gülümsedim önce,
Sonra düşündüm…
Bir insan nasıl olur da
Bir renge, bir ışıltıya, bir saç telinin sarısına
Bu kadar anlam yükler?
Sarmışlar beyaz kefene…
Susmuş bir dünyanın orta yerinde
bir adın kaldı içimde yanık bir mühür gibi.
Gözlerin, çoktan kapanmış bir geceye dönüşmüş,
konuştuğumuz bütün sabahlar
Gözlerin bir başka âlemden eser
Her bakış gönlümde bir sevda tüter
Aşkınla yandığım ey zalim yeter
Ne olur dön gel sebebine yandım
Bir sesin gönlümde baharlar açtı
Bir anlık gafletle şaştı bu yolum
Nefsime kandım da karardı gönlüm
Hak’tan uzak düştüm yandı bu hâlim
Secdende erisin günahım Yârab
Geceler sırdaştır gizli ahıma
Yine umutlarla doldu her taraf
Gönüller sevince açılır saf saf
Ne dert kalır artık ne de bir kiraf
Hoş geldin ey kutlu güzel yeni yıl
Bollukla dolsun her ocak her hane
Yer Silopi bir sonbahar sabahıydı
Sis çökmüştü dağların beline
Kuşlar bile susmuştu sanki bir haber bekler gibi
Rüzgâr hafifçe esti bir yaprak düştü toprağa
Ve o gün 1995’in kalbinde
Bir hikâye yarım kaldı
Ey bütün dertlerin şifa dermanı
Hoş geldin mübarek Şehri Ramazan
Ey sen onbir ayın nuru sultanı
Sefalar getirdin Şehri Ramazan
Gönüller coşuyor nurunla yine
Dertleri dağlardan büyük
Ata yurdum Adıyaman
Gözü yaşlı boynu bükük
Cennet şehri şehri yaman
Adına çizik çektiler
Sen bana yasaksın yar…
Biliyorum.
Kader bir duvar örmüş aramıza,
ses geçiyor, nefes geçiyor
ama adım geçmiyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!