bulut bulut
gri göğün çıplak resmi
yayıla yayıla geliyor eteği bungun rüzgârlar
sırtı birbirine dönük evleri yıkıyor yağmurlar
pencere altlarında gönlü süzük çiçekler
uyuya uyuya büyüyor aşınmış kaldırımların cüce ağaçları
güz gelir soyunur yine ağaçlar
neşesi kırılır dalların ve yaprakların
eteği yelpâzeli rüzgârların uğrağı
kuşhanelerde artık ne yumurta kalır
ne de yavrular
gün kadar aydınlık gece kadar karanlık
duvar kadar ölü sarmaşık kadar canlı
telkari kıvrımlı oyalı bir ömrün döşünde
camekan gibi saydam ışığın şavkıyla tavlanmış
örgüden bir işlemede ajurlu revzene
yağmur peçeli bulutların
nal seslerinde yundu yıkandı zaman eskizleri
kuruntu masallarının kirli urbası sökülüp atıldı
öfkenin rem uykusuna gebe olan felçli aşk uyandı
füsun fışkıran mutluluğun pırıllığında artık
mehtaplar
yârim
ateşin harıyla yandım suyun şavkıyla aynalandım
aştım sarp yolları geçtim dikenli çölleri
geldim kapına yüz sürdüm toprağına
el yerine koyma kıyma bana
titreşimi
baskın dağınıklığın ortasında beli ince köprüler
debisi yükselirken suların gök üstünde yürür bulutlar
küf atan yüzümdeki karıncalanmış çizgileri kutsayan yıllar
bakın acımadı ki hiç vurgun yiyen dallarım
cayır cayır yanan gözlerim
anlatamazsın kendini bazen
dilin kaba kıvrımlarında eğiliğir büğülür sözler
yutkunursun düğüm düğüm düğümlenir boğazın
kısrak bir hengamenin içinde büyüdükçe büyür
zihnindeki kör olasıca k a m b u r
belki yıllar öncesi
belki yüzyıllar öncesi
bir rüyaya yeniden doğmak isterdim
ama hiç tükenmemiş hiç silinmemiş gibi zamandan
ruhumdan geçen gömülü bir cennet ya da
boynumda dizili gerçek incinin
uykudayım
........
anesteziyle uyuttuğum
dertlerle koyun koyuna yatıyoruz
fakat bir türlü rahat bırakmıyor felek
uyandırıp uyandırıp falakaya
gölgelerin canı cehenneme
ışığın harelerinde o büyülü kıvılcım
aynalarla sevişir oynaşır mı?
oy! narinim
ışığın nuru düşer mi yaslı gözlere
her sırrın ruh perdesi aydınlanır mı gönüllerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!