// işimiz masallara kaldığında//
fısıltılar durağında
gün geceye teslim
gün batımının renklerini itinayla taradı zaman
güneşin son kırıntıları pencerelerde asılı kaldı
binaların yüzüne bir durgunluk bir usanç dokundu
devasa bir yorgunluk çöktü sokaklara
kendi masalında yaşayan insanları
çoğalttı yalnızlık
yaşamak için
ihtiyaçlara ihtiyacımız var
doğarız hemen anne sütüne ve sevgiye
daha sonra ihtiyaçlar silsilesi uzar gider ölüme kadar
fiziksel ihtiyaçlar ruhsal ihtiyaçlar duygusal ihtiyaçlar
biraz zorlasam farklı ihtiyaçlarda bulabilirim belki
sisler içinde
mavi ıssızlıkla geliyor gece
kirli pencereleri örterken zaman
örselenmiş parıltıları var ışığın
bazı şeyler tarifsiz
sarsılıyor tin
uykusuz gecelerde
yıldız tohumları ve ay döngüsü
her gece kulak çınlama müsebbibi
- hasretin dibisin
harami gölgelerle duvarlara çarpan
gümbürtülü bir kasırgayla uyandı gün
sağır sultan gibi koştum çalkantılı denizlere
baktım suspus martılar musikisini yitirmiş iskele
yönünü şaşırmış bir pusula
gündüzü akşama mahpus
bir keder
bıkkınlık yıldızlarından doğar gece
yalnızlığın rüzgârından ıslanır gözler
varoluşun yılgınlığı yok oluşun
duvarlarında sergilenir
bulut bulut
gri göğün çıplak resmi
yayıla yayıla geliyor eteği bungun rüzgârlar
sırtı birbirine dönük evleri yıkıyor yağmurlar
pencere altlarında gönlü süzük çiçekler
uyuya uyuya büyüyor aşınmış kaldırımların cüce ağaçları
güz gelir soyunur yine ağaçlar
neşesi kırılır dalların ve yaprakların
eteği yelpâzeli rüzgârların uğrağı
kuşhanelerde artık ne yumurta kalır
ne de yavrular
gün kadar aydınlık gece kadar karanlık
duvar kadar ölü sarmaşık kadar canlı
telkari kıvrımlı oyalı bir ömrün döşünde
camekan gibi saydam ışığın şavkıyla tavlanmış
örgüden bir işlemede ajurlu revzene




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!