mavi gök pembe bulut
bak uyandı börtü böcek
güneşin şavkı her yerde
ebruli bir masalın müjdesi
rengarenk petunyalar sarı
kadifeler beyaz güller
Ne çok gülmüşümdür içinde binlerce kötülük bulunan
ama kendini iyi biri zanneden zayıflara
Nietzshce
uçurumların kadife zirvesine indi bulutlar
geçtim
günün sararmış morarmış göz altından
döktüm derdimi sabahın altın gergefli ağzına
bahçede sarı incir yanında sıvası dökülmüş kirazlı köşk
ipek halı serdim yola rengi kırmızı
gelen durmasın geçsin gitsin
söz dilin sanatıysa kelimelerin fabrikası da zihin
toplanmış hepsi dilimin ucuna ünlü ünsüz
uyumlu uyumsuz
fikirlerimiz kısır kör kısraksa sıkılırız belki de konuşmaktan
susuz çalılıklar otlar gibi dikiliriz
kağıtlarda kaldı ormanlar
bir dağ selvisi uzunluğu rüzgârlar
hiçbir şeyliğimize koşuyoruz sabah akşam
kumlara yatarak bir gözyaşı içimliğinde
gülüp ağlayarak
gece olur kapanır kapılar pencereler
uyur sokağın keşmekeş gürültülü kırık ezgisi
bir köşeye oturmuş susuyor küsmüş
gönlümün algın
kır kuşu
ah! benim
gün kokulu
gece yüzlü sarmaşığım
ruhumda binlerce filizlenip
sonra her hücreme can olan
yolum yolum doğar şafak
overlokçu bir kadının ağlatısı gün
yere serilmiş bir tüyün bel büküklüğünde vakitler
ağaçların hıçkırığından irkinti bir serçenin
hızlı yükselişi gibi içimin fırtınaları
bir kuzgunun siyah gözlerinden
gece yarısına
kuruldu ezcümle saatler
tele-fonda lirik hoş bir melodi
usumda kaygılı sancılı bir bağlanma
geçmişe
suskun saatlerin izi kalır gözlerinde
yıldızların rengini içen tumturaklı gecelerde
hüzünse ruhunun çalkantılı yıkımında arı kovanı
ıslak zemin kayganlığına benzer umut unutma
asıldıkça omuzuna bastıkça üzerine
kayar gidersin yalnızlığın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!