uykusuz gecelerde
yıldız tohumları ve ay döngüsü
her gece kulak çınlama müsebbibi
- hasretin dibisin
harami gölgelerle duvarlara çarpan
gümbürtülü bir kasırgayla uyandı gün
sağır sultan gibi koştum çalkantılı denizlere
baktım suspus martılar musikisini yitirmiş iskele
yönünü şaşırmış bir pusula
gündüzü akşama mahpus
bir keder
bıkkınlık yıldızlarından doğar gece
yalnızlığın rüzgârından ıslanır gözler
varoluşun yılgınlığı yok oluşun
duvarlarında sergilenir
gün kadar aydınlık gece kadar karanlık
duvar kadar ölü sarmaşık kadar canlı
telkari kıvrımlı oyalı bir ömrün döşünde
camekan gibi saydam ışığın şavkıyla tavlanmış
örgüden bir işlemede ajurlu revzene
yağmur peçeli bulutların
nal seslerinde yundu yıkandı zaman eskizleri
kuruntu masallarının kirli urbası sökülüp atıldı
öfkenin rem uykusuna gebe olan felçli aşk uyandı
füsun fışkıran mutluluğun pırıllığında artık
mehtaplar
yârim
ateşin harıyla yandım suyun şavkıyla aynalandım
aştım sarp yolları geçtim dikenli çölleri
geldim kapına yüz sürdüm toprağına
el yerine koyma kıyma bana
titreşimi
baskın dağınıklığın ortasında beli ince köprüler
debisi yükselirken suların gök üstünde yürür bulutlar
küf atan yüzümdeki karıncalanmış çizgileri kutsayan yıllar
bakın acımadı ki hiç vurgun yiyen dallarım
cayır cayır yanan gözlerim
belki yıllar öncesi
belki yüzyıllar öncesi
bir rüyaya yeniden doğmak isterdim
ama hiç tükenmemiş hiç silinmemiş gibi zamandan
ruhumdan geçen gömülü bir cennet ya da
boynumda dizili gerçek incinin
uykudayım
........
anesteziyle uyuttuğum
dertlerle koyun koyuna yatıyoruz
fakat bir türlü rahat bırakmıyor felek
uyandırıp uyandırıp falakaya
bir koru ayazı sırtımda üşüyor
yine de ağaçlara çiçeklere merhaba
ne kadar yavaş yürüsem de
çare olmuyor yol
tükeniyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!