ah! karanfil
dilinin ucunda yine kümelenmiş sıradağlar
obası elinden alınmış kösnül bir vadinin
kırılganlığı
yüzün ki
çoğu zaman kırmızı akar senin nehirlerinin çavlanları
ah! karanfil
içimin kırılgan aynası
dalından kopmuş bir meyve gibi
yokuş aşağı dik falezlerden yuvarlanıyorum
ruhumun örselenen kanatlarında
yorgun mırıltılar
"Ne kadar uzağa gidebileceğini, ancak çok uzağa gitmeye cesaret edenler keşfedebilir."
- T. S. Eliot
gel anlaşalım karanfil
en iyi hikayeyi çocuklar yazar
güneş çarptı müzminleşti ağrılarım oy! daraldı ruhum
zamanın küf tutmuş nemli bağrına vardım yüz sürdüm oy!
geleceğime güz sektiren kurusıkı günlerse
yırtık dantellali perdeleri çekti
üzerime
boşluğun resmini gözlerime düşürdüm
artık ne yapsam ne etsem olmuyor karanfil
kağıda kaleme sığınmaktan başka çare yok
ruh beden gurbetinde kayıp
ağrılar ve sanrılar
yıprattı kanatlarını
geçip gidiyorum
perdelenmiş gözlerimde sönük yıldızlar
gecenin yorgun fısıltılarını içen sessizlikte
küçücük bir umut ışığında
en güzel çiçeğin gözünde sevinçle büyür gece
taşlar uyuklar serin rüzgârların koynunda
karanfil her gece dokunup geçer
ruhuma sessizce
gecenin sadağında pürmelâl efsun
aynalara süzülen hüznün rengi kurşuni
sarı yapraklarını döküyor gece sokaklara
içimde kanlı fırtına içimde kaynar kazan
içimde bir karanfil çökmesi
tenhalarda
affet! karanfil
sana ruhu kırgın şiirler yazıyorum
istemez miydim
sana en nadide çiçeklerle dolu bir sepet sunmayı
dayanıklı bir kanvasın
en koyu karanlığıyım
gölgelerin içinde yitik turna
unutulmuş bir ses
tiz bir çığlık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!