kağıtlarda kaldı ormanlar
bir dağ selvisi uzunluğu rüzgârlar
hiçbir şeyliğimize koşuyoruz sabah akşam
kumlara yatarak bir gözyaşı içimliğinde
gülüp ağlayarak
gece olur kapanır kapılar pencereler
uyur sokağın keşmekeş gürültülü kırık ezgisi
bir köşeye oturmuş susuyor küsmüş
gönlümün algın
kır kuşu
ah! benim
gün kokulu
gece yüzlü sarmaşığım
ruhumda binlerce filizlenip
sonra her hücreme can olan
gece yarısına
kuruldu ezcümle saatler
tele-fonda lirik hoş bir melodi
usumda kaygılı sancılı bir bağlanma
geçmişe
suskun saatlerin izi kalır gözlerinde
yıldızların rengini içen tumturaklı gecelerde
hüzünse ruhunun çalkantılı yıkımında arı kovanı
ıslak zemin kayganlığına benzer umut unutma
asıldıkça omuzuna bastıkça üzerine
kayar gidersin yalnızlığın
aşk dediğin bir oyun
en son ışığı gözlerde sönen ilmiksiz düğüm
ruhum kalbimin kırık kanatlarına emanet
yürüyorum pastel renklerin körlüğünde
sızılara sürgün bir göçebe yalnızlığında
içimden geçiyor soğuk mevsimlerin
bozbulanık nehirleri
akşamı karlatıyor tipinin sert ayazı
geçti serüveni sıcağın renkleri solmuş baharın
insan içindeki kurtları oynayarak mı döker
yoksa yazarak mı
içi kabaran denizler gibi köpürerek ve çoğalarak geliyorum
şu köşe sizin olsun bu köşe benim
kristal hüzünler dersem kızar mısınız
o hüzünler ki gece yıldız yıldız yağar
gözlerimden
boşluğa
karanlığa
kan oturdu gecenin gözlerine
olan bitene şahit duvarların şaşkın bakışları
sırlandı zaman dondu çağlayanlar gibi akan
saatin tik takları
.......




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!