zamanın yaprakları arasından süzülür ruhum
hızla geçen günlere dolanır eteklerim
takılıp düşsem de durmaz saatler
ecel yolum bekler
tavan arasında eskilerin içinde buldum günlüğümü
sevinçle kucaklayıp öptüm düştüm anıların göbek deliğine
ne çok zaman geçmiş her şeyin üstünden
ah! hatırlamadığım onca şey
siyahi gecenin gevrekliğine bakmadan
gündüzün gökkuşağına alalandı zaman
çok evvelinde genç bir kadındı annem
şefkatin sıcaklığında ellerinin ipeğinde
besler büyütürdü sevgiyi
ömrün beyaz çöllerinde aklanıyor kurak mevsimler
rüzgârın nefesinden yeşil bir kurdele gibi uçuşan hayat
gerçekçi olamadın hiç gölgemle oyun oynayan zaman
bozuk para gibi yaşanan aşkları tedavülden kaldırırken
su gibi harcadın o güzelim yılları
kasırga sebillerinin çoşturan ayağından geldim
gölge çiçeklerinin aynasından kovulmuşlukla
bulutlardan sulu sepken gökler boşaldı üstüme
kasımın yırtık eteklerinden kırçıl sığırcıklar
uçuştu avuçlarıma
kalubeladan beri dağ taş dememem yürürüm
üzerimde yırtık cepken sağı solu yamalı
sırtımda kıl heybem içi boş dibi delik
nalınlarımda eski zaman gün tıkırtısı
kollarım kırık s e m a z e n pervanesi
yanar yanar varır k o r a düşer
-Tanrım
kalbimin saklı kıyısına yığıldı sakalı ağarmış bulutlar
yalnızlık nasıl büyür
önce kendini unutan biri bilir
duygu iflasının hazinesinden
geçene sormalı geceyi
ve flu renkleri
geçip gittiyse ölüdür dün
artık hatıralarda tüm yaşananlar
yeni bir serüveni muştulamaktır gün
asıl mesele ne dünde kalmak
ne yarına mutlanmaktır
an'ın hakkını vererek
mavi gök pembe bulut
bak uyandı börtü böcek
güneşin şavkı her yerde
ebruli bir masalın müjdesi
rengarenk petunyalar sarı
kadifeler beyaz güller




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!