gözlerime sığdırdım koca dünyayı
kuşları da aldım gidiyorum desem inanmazlar
karanlığın bed çığlığına kulağımı tıkadım
desem de gülerler
oysa
onca kırık fay hattını tek bir gülümsemeyle onardım
sevdiğim ne varsa azgın dalgaların
yetim martıları yuttuğu kıyılara sürgün
doluyla inen yağmurun gök gürültüsü gibi günler
içimin yürek sapanıyla vurduğum bulutlar kadar histerik
günahkar zaman
solgun gecenin
sabahında uyandı çisil çisil yağmurlarla gün
bir gül açtı erkenden henüz ğöğsüne dokunmamış hiçbir el
kıpkırmızı rengine terütâze hülyasına sarmış malihülyaları
biraz buruk biraz sevinçli için için dalga geçiyor
gelecek dalgakıran günlere
erken kalktım
odamdaki kağıttan kuşları topladım
balkona çıkardım nevri döndü güneşin
balkon ferforjesine tırmanan begonvilin
içi geçti ezilip büzüldü kolları
üzülecek ne vardı birazdan etli kanlı
firuze suların gümüş memelerinden doğar
Eylül rüzgârlarının hırçın alazı
çapraz düğümler atılır kaderin
kısır yol ayrımlarına
her şey silinir vakitler sevinçler hatıralar
ömürler acılar kederler
ölü zamanların tek tek izi vurulur alnımıza
biraz yorgun biraz kırgın anılar dahi seyyah rüzgârlar
eskiden birdirbir oynayan çocuklar vardı
münzevi sokaklarda şimdi caddeleri
parselleyen arabalar
ve
imgeleme simgeleme yaparak
güneşe tırmanma seansları yapan çalışkan ruhları
içimde koskoca evren
ama ben boğuluyorum tenhalıktan
kısır döngülerin tırnağı
sürekli gözümde
kanırta kanırta
sabahın serinliğinde
gerinen ağaçları saran rüzgârların
nefes hoşluğu yayılmış etrafa
bendeyse
yavru bir kirpinin büzülüşü
dudağı karıncalanan günün
yelelerinde güneş kalkanı
suskun martıları uçuşturur gözlerim
yüreği kabarmış
dalgalar gibi hoyrat benim sevgim
ufacık bir esintimle
yıkılır cümle alem sarayları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!