ürkek bir tavşan gibi gece
sokağın siyahi yüzünde ilkel karamsarlık
yaşlı bir adam köşedeki bankta akordiyon başında
rengi dönmüş duvarlarda karalanmış
birkaç isim birkaç kalp
sızının inceldiği yerden doğruluyorum
takatı kalmadı ömrün dilim dilim soyulmalardan
günler erirken günbegün kaydı silinir hatıraların
geçmişten
hatırlamam
loş bir karanlığın
hafif mistik ağırlığı omuzlarımda
sarmaş dolaş bir kahve kokusuyla
parmak ucumdan savrulan dumanın esrarında
kendi ışığımda parlıyorum
kalbimde gizli odalar
gizli odalarda farklı renkler farklı dünyalar
sevdiğin renkleri bana söyle
istediğin renge boyayalım ağaçları
seni buldum buldum seni
mutlu olacaksın olacaksın
göğün karnı hazımsız
tüm gün siyah bulutları yuttu
birkaçıysa boğazına kılçık
sağa kıvrandı olmadı sola kıvrandı
ortadan göbek... derken
hop! kocaman hapşırık
aramızda suyu çekilmiş nehir boyları
güzden kalan hazan mevsimleri
yağmur yüklü gözyaşları
yuvasız kuşlar
tuzaklarla
dolu
gel zuhur etme ey gönül
ölü bir kraterin laneti üzerimde
doğurgansızlığı besliyor her dua
her yakarış
hatırası var yaşananların geçen günlerden kalan
kırılgan ve soft duyguların içinde
görüş tenhalığının ırağında olsa da
oralarda bir yerlerde
konuştura konuştura eskittiler dilimi
sirkeli suya yatırdılar söylenmiş tüm sözleri
ekşi bir yemeğin kokusu kadar bozuktu düzenim
tüm belleğimin fotokopisini çekip yayınladılar ortaya
aklımla oynadılar
tedirgin ruh halini besliyor gecenin gözleri
vakitse cızırtılı sanrıları tohumlamış tavlanmış zihne
tırpanla biçer gibi biçiyor umudun yeşillenen
yerlerini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!