tütsülenmiş bir noktayım camlarda
buğulu bir göz bir ağıt adım unutulan şiirlerde
dilim uzun elim kısa yine de
ıssızlığı tutup çekebildim
yakasından
duvarı aşınmış
bir kapının yıkık yüreğinden geçiyor kör ışık
ömrü çatlamış karanlığın dudağında üşengeç gölgeler
bîzâr olmuş sevdanın çatısından havalanıyor uykulu
yarasalar
ah! günün solan saltanatı
geceyi zerk et zamanın koynuna
usul usul içime kıvrılan keder
alıştım nasılsa yorgan döşek yatmaya
acının tozlu patikalarına koşmaya
üflensin ney çalsın sazlar
güzdür eser
yağmurdur yağar
........
rüzgârların önünde depdebeli kumru cilvesi
yok mu o kızıl kızıl yaprakların
şuh dansı
uçurumun dibine ittiler
orada kırk gün kırk gece uyudum
aradım ruhun yollarını kalbimi sustururken
sükût havalarında
geldi üzüm mevsimi
sıcaklar peşimde karanfil
serin bir gölge gördüm gölgenin içinde
uyku uyusam mı gündüz gözüne
bilemedim
ince sızıları çeker
tüyden bulutların gövdesi
iskeleti gözüken bir ağacın karınca ölüsü ağzına
yağmuru bekleyen toprağın sessiz çağrısı dilim
günleri devire devire yol alırken bahtımın
silik rüzgârına
boyut ötesi rüyalarda rastladım izine
buluttan atın üstünde kanatlanıyordu güneşin
yetişemiyordum hızına yetişemiyordu sesim
gecenin saçlarına dolanan gizemiydi gözlerin
ışık ve şarkılar eşlik ederdi arzularımın
korkularına
sanrılar tepesine tırmandı ruh
meleklerin bulutların yön veren ziyadesiyle
baktım ki dağ dağın üstüne binmiş
acemi bir rüzgârsa ipini koparmış
boşluğun ortasında olmuş
ateş kusan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!