gölgen uzun yol uğrağı
serinletir eteğinde nazlı serçeleri
henüz göğsümde çiçeklenmemiş
zerdali dalı
hınzır
gülüşleri var karanlığın
zifiri bulutları yağdırır dağlara taşlara
tükenmişliğinse azılı kolları var beyin hücrelerini sarsan
gölgelerin canı cehenneme
görsel ruhsal fiziksel yansımalar
büyülü kıvılcımlarda ışığın
kıvrak oynak
hâreleri
ruhu daraldı
ipi çekildi günün
dikenli tellere asıldı dili yanmış bulutlar
pusuya yatmış sidikli sokakların sızlak kedileri
grileri giyinmiş evlerin loş ışıkları
gölgesi kuru gülü sönmüş gece buyur
küçük bir çocuğun
karne sevincini yaşıyor gün
eğreti masalların içinden fırlamış gibi güneş
henüz perdeleri aralanmamış pencereleri yalıyor ışık
her şey kendi doğallığında yol alırken
zaman hızla eskitiyor beni
sevdiğim ne varsa azgın dalgaların
yetim martıları yuttuğu kıyılara sürgün
doluyla inen yağmurun gök gürültüsü gibi günler
içimin yürek sapanıyla vurduğum bulutlar kadar histerik
günahkar zaman
erken kalktım
odamdaki kağıttan kuşları topladım
balkona çıkardım nevri döndü güneşin
balkon ferforjesine tırmanan begonvilin
içi geçti ezilip büzüldü kolları
üzülecek ne vardı birazdan etli kanlı
firuze suların gümüş memelerinden doğar
Eylül rüzgârlarının hırçın alazı
çapraz düğümler atılır kaderin
kısır yol ayrımlarına
her şey silinir vakitler sevinçler hatıralar
ömürler acılar kederler
ölü zamanların tek tek izi vurulur alnımıza
biraz yorgun biraz kırgın anılar dahi seyyah rüzgârlar
eskiden birdirbir oynayan çocuklar vardı
münzevi sokaklarda şimdi caddeleri
parselleyen arabalar
ve
imgeleme simgeleme yaparak
güneşe tırmanma seansları yapan çalışkan ruhları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!