yol üstü açan çiçeklerden neşeli muştu
dili damalı serçelerin ötüşü
garip bir yolcunun azık bohçası
mavi göğün beyaz bulutu
yağmur sefası
gökkuşağı
ah! yâr
bu sokaklar bu şehir yorgun evler
kurşunlanmış duvarlardaki isli deliklere benzer
yalnızlık fışkıran kalabalıkların çoğul adımlarını
kucaklar gün boyu
gecenin neferi gündüzün rüzgârıyla
toprağın buruşukluğunda dağların sertliğinde
hayat iyiyle kötüyü karıştırıp
şişirmişken midesini
davul gibi
sütunları devrilmiş bir bedenin
karmaşıklığını yaşıyor hücrelerin
ve tüm seslere yarı açık pencerelerin
rengi kaçmış yaşamın sol anahtarının
tiz seslerinden dökülüyor
gölgeler gözlerinin
zaman su
sarışın denizlerin üstünden havalanıp
pencereleri yüz yüze bakan evleri teğelleyip eteğine
bir ağaç annesinin gövdesine filizlerini sarmalayarak
gecenin siyah zülüflerini atıp omuzuna
şehrin kirli çoraplarını kedilerin patilerine
hangi kimliksiz
rüzgârların kekre dudağından düştü
bu kanlı intizâr
karardı bahçelerin gün güzeli şafağı
sustu yeşil dalların dilbaz bülbülleri
kahır meleklerinden çalıp
yağmurun nemiyle gürbüzleşen tohum
rüzgârların fısıltısıyla çılgın çılgın raks eyleyen çoban püskülü
nazlı nazlı bahara yürüyen tozlu patikalar
göğsünüzde sığınacak
bir yer var mı
kellesi kopmuş fırtınaların
dip eşiğinin yangınında çılgın magmalarla
gözleri içine düşmüş yıldızların kör sanrılı
dudaklarının ucundan dökülen
görklü panterlerin
kızıl nefesiyim
pembe sakallı bir kuşun hayali
bulutların altını çizmiş yükselen dağlar
kırmızı çatılı bir evin rüyası
isli bacasında otlu bir saray sarayın sultanı
uzun bacaklı leylek
çığırtkan rüzgârların uğultusu kapıda
güz gelmiş balkona tılsım yağmurları serpiyor cama
durgun nehirler akıyor yüzümün ince yollarından
önümde duruyor karanlığın somurduğu ışık
ah! düşünmeden susacağım
önümdeki kağıda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!