ah! ismail
bir başınayken
toyken çok rahattım
zaman aktı gitti bende aktım
herkesin gittiği yollardan
hoş geldin karanfil
güne işlenmiş sararmış yaprak gibisin
ellerin sahil boyu sazlık içi dolu katmerli sızı
dudaklarında ufalanmış bayat ekmek kokusu
belli ki içinde biriken toksinleri
atamamışsın
dilsiz gecenin ağlak senfonisi
bırak saçlarımı savursun rüzgârlar
ruhumda uçuşan saatlerin yorgunluğu
kalbime gömdüğüm seslerin vakurluğunda
üşüdükçe sarıldığım rüyalara inat
yırtık paçasından tutunduğum umut
hırçın denizlerin alizeleri yuttuğu
aç mendireğin ıslak koynunda
ağlaşır martılar
karşı dağın göğsünde yeşil bahçe
uzanır sesim kardelen boyu
aşksız yârsız mevsimlerde bir gün daha battı
ne çok ağladı denizler ne çok gül kanattı toprak
keşke defosuz bir yürek acısız bir aşk olsa / yok
sonu yangınla sonlanmış sevdaların üzeri çizilip
çöpe atılsa ve sadece bir kalpte konaklasa aşk
(iyi olurdu ama boş hayal düşünme bile)
akşamın kızıllığı vurdu camlara
kızardı odanın utangaç yüzü
gölgeyken daha rahattı koltuk
ve üzeri dolu sehpanın
belli ki
krallığını ilan etmiş sürahi
uykuya yatıya gidelim amaya
üstündeki gıybet elbisesini at
hırkanı komidinin üzerine koy
haset gözlüğünü de at lütfen
ne çok kin ve savaş
biriktiriyorsun arka
bahçenin tüm renkleri Tanrı vergisi
mevsimin renk cümbüşünü tuvallere sıçratan
ressamlar kadar
-şanslıydı
gecenin
gizinde baykuş çığlığı
buhurdan entarileri cilveleşiyor
gölgeler
acemi bahçıvan
ah! y â r
sesinin elâsına uyanır şafaklar
uyanır dağların ateşi rahvanlanır kanatları atların
havalanır ruh çiçekleri mis kokar arzı alem
ırmaktır sesin dağları taşları aşar
yolları teslim alır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!