hırpani bir günün
getirisi yorgunluk olsa da
aynayı yüzüme tut mutlu bir resim çizeyim kağıda
sıkıntının döküntüsünü atayım gözlerimden
bütün gün el değmemiş sevinçleri
süreyim kediciğimin pos bıyıklı
yağmurlarda ıslanır
bazen gözyaşlarıma karışınca
mühürlüdür bazen hayatın ağzı
bir türlü sır vermez arzularımı yerine getirmez
evvelki gün
yan yana yürüyemediğimiz yolların
resmini çizdim
hiç karşılaşmadığımız çay bahçesinin
sedasız yalpalayan ağaçlarına
dallarına dokundum
hep merak etmişimdir karanfil
insan nasıl bir ruh cehenneminin içinden geçer de
kendine nasıl bu kadar yabancılaşır
hakikatlere ve gerçek dünyaya
bu kadar uzaklaşır
kim bilir
gün sustukça gece konuşuyor
ah! çilesi ağır günlerin kanlı ezâsı
son güzde ağrıların sancılı dili
çözüldü
hangi yaranın oyuğunda
acıların nefretlerin öfke kusan lavlarını içtim de
ateş tufanlarının kızıl kanatlarında yandım öksüz kuşlar gibi
feleğin ağulu ellerinden paslı cımbızlarla tek tek etlerimi yoluşlarının
acılarımın korkularımın izlerini kimseye belli etmeden
umutlarımı gözyaşı nehirlerinde yıkayıp
ecelin kömürden kara gözlerinde
toz koparan yılların kayıtsızlığında
kasırga burgaçlarının ağzında hayat
ömür dediğimse eteklerimden
hızla silkeleniyor
günler hoyrat bir topuk dikeni denginde
neye kulak kesilsem topla tüfekle geliyor uğultu
zaman sisli bir çarkın içinden kötümserlikle evriliyor
siyahi dehlizlerin içinden geçiyor mızmız adımlarımız
insanlar dağlardan ufalanan taş parçaçıkları gibi
savrulup savrulup farklı yönlere ağarken
harap bedestenlerin üstünde çivit mavisi gök
güneşin terine süründüler eteği sökük gölgeler
patilerinde sessiz ordular düz duvara tırmandı kediler
ürkek kuşlar geçti kaldırımlardan kırık kanatlarında
filârmonik sancılar
fırtınanın eşiğinde öylece oturma
kalk dikil ayağa
daha gün aymadı alacalı tepelerin dudağından
gözlerinde küçülen ışığı örtmeden afakanlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!