begonvil sokağında
iki ardıç iki ardıcın gölgesinde bataklık sazlığı
sazlıkta mavi anemon renkli kurbağanın
patlak gözleri
oturmuş
bomboş sayfaları karalıyorum
bazen insan içinden konuşur duvarlara
yazacak ne varsa söyleyecek ne varsa
susarak çizer bulutlara resimlerini
ve susarak ağlar toprağa
yüzünün bakir rengine dokundu rüzgâr
can suyu oldu kokun füsunkâr çiçeklerin uykusuna
hücre hücre çoğaldı sevda kırmızı okyanusların kalbinde
seninle kırıldı ketum zamanların melankolisi
bir düşe yattı bulutlar bir düşe uyandı hayaller
bereketlendi yağmurlarla
boynu eğri bir mumun
titrekliğinde uyanır karanlık
hassas bir duyumsamayı seçer vakitler
kaşı kırık bir sancının izleri
gezinir orta yerlerde
esridi yüzümün perdesi
çiçek döküntülerini açtı bir sabah
aynaya baktım çilli suratlara dönmüşüm
- ki çilleri çok severim
kızıl saçları da
ey!...
mestane rüzgâr
nefesi çam kokan ey!
sessizce usul usul yaklaş toz kokan sineme
endişelerle korkularla gölgelerle değil serinliğinle
içimde sustuklarımı büyüttüklerimi al götür
zamanın yaprakları arasından süzülür ruhum
hızla geçen günlere dolanır eteklerim
takılıp düşsem de durmaz saatler
ecel yolum bekler
tavan arasında eskilerin içinde buldum günlüğümü
sevinçle kucaklayıp öptüm düştüm anıların göbek deliğine
ne çok zaman geçmiş her şeyin üstünden
ah! hatırlamadığım onca şey
uykusu geldiğinde başı düşen çocuklar gibi
eskitme düşlerin körlenen ayaklarında ah! yitik ömrüm
çok katlı evlerin şipşak fotosunu çeken aylak vakitlerin
çürümüş nefesinde kaygılı bekleyişlerde
iklim yanığı çiçekler
siyahi gecenin gevrekliğine bakmadan
gündüzün gökkuşağına alalandı zaman
çok evvelinde genç bir kadındı annem
şefkatin sıcaklığında ellerinin ipeğinde
besler büyütürdü sevgiyi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!