bölüşüyoruz
mevsim güzünü
tel örgüler içinde pusuda zaman
püsküllü belaları yatırıyor musalla taşına
burnumdan soluyorum dilsizliğimi
tavan arasına atılmış
tozlanmış yarısı boş bir tuvalin
ana kucağında oturan miskin bir zerdali sağırlığı üzerimde
dünyanın uğultulu sesine kapalı bir panjur edasında
güneşe yağmura fırtınaya karşı dirençli
olma gayreti üzerimde
ölü bir kuşun
iki yana düşen kanatlarında gözyaşı seli
rüzgârların nefesinde uğultulu bir şarkı
tüm ağaçlar şimdi hüzün kusuyor
tanıdık kuşların yüzü var sesinde
hangi dala konsa şakıyacak güller
seni bana bağlayan bir şeyler var
gecenin ayazında tenimi yakan ateş
sabahın firuzesinde bakışlarıma ayan
bâkir sevinçler gibi
yüzüme gülümseyen
bir sessizlikte hep adını duyar gibiyim
aslında bu sadece bir isim değil bir hâl
kalbe dokunan bir his
bir özlem hâlesi
mum saçaklarında uzadıkça uzuyor gece
eğrildiği yerden doğrulmuyor hiç umutlar
vebalı bir hastanın çaresizliği gibi
gülümsüyor tüm ışıklar
her söze inana inana yürüdük
üveyik kuşlarının koynunda gece
ağaçları dalları yaprakları örttü karanlık
günün kargaşasını sildi esin dolu vakitler
bilinç ürkek uykuların düş tohumlarını
ekerken yosun tutan zamana
kahvesiz bir gün düşünemiyorum
beni cezveyle öldürün
ama cezve incinmesin
sabahın körü
uykusu var çiçeklerin
nesi var ayaklarımın bilmiyorum
oturup bi kaya dibine çökesi var




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!