ah! séraphine
“ellerin” diyorum , ellerin koca bir dünya
hep gökyüzüne bakan gözlerin de...
serçelerin hatta tekmil kuşların su içtiği
gönlümün
hovardalığı üstünde
kalpten kalbe yol sarmaşığı çiziyor
içine türlü tuzaklar oyunlar döşeyerek
çizsin napalım
gönlümün kahyası değilim
hırpani gülüşlü günün cevheri güneş
izdüşümlerinde ışıldayan çoklu yaşam yansımaları
heyhat! bugün nereye konacağını bilmeyen
serçe uçuşu gibiyim
ürküyorum
uzun uzun kolları vardı hicrânın
bir uçtan bir uca uzanırdı
gökyüzü kadar büyük
gece gibi karanlık
keşke sakız kokulu bir akşamda ölseydim
sürüsüne bereket gözlerimden akıttığım
gözyaşlarımı bir kuyuda biriktirip
göllere çevirseydim
gecenin zifirisi ve herkes derin uykuda
bense kabus gibi bir rüyanın etkisinde uyanık nefer
kirpiklerim nazlı nazlı kapanmaya çalıştıkça
zihnimde çılgın kabuslar
deli gibi kurşunluyor
uykularımı
hızla geçiyor zaman
parmak arası terliğinde kızılca kan
sırtında kostaklı mor cepken zincirli saat
elinde çıngıraklı tef
çelikten gürz
ipeksi saçlardan
siyah bir duvağın akışı gibi gece örtünür yüzüme
derin oyuklar açar puslu bakışlarımda
ruhumda gezinen fırtınalar
bir çağın kapanışı
gün uyansa rüzgâr esse alıp getirse kokunu
her kalp atışında kalbimde binlerce erguvan açsa
kuşlar ötse yağmurlar yağsa toprak kana kana içse
sevdam gecenin ayazı gündüzün dalında
kurumuş bir çift kiraz
gözlerin pırıl pırıl alev çalısı
baharı ve arıları kelebekleri çekiyor içine
kumları savuran bir hortumun ateşli öyküsü
nefesinde sevdalı kuş esintileri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!