kuş dilini ezbere bilir sokaklar
rüzgârlar kuru otları savurarak eserken
kurumuş dallar baharın ihanetinden boyun büker
sonra bulutlar gri bir örtüyle örter göğün mavi pencerelerini
yüzüm düşer kayan yıldızlar gibi gecenin en siyahına
gözyaşlarım ibrişimden incecik
ateşli bir hummanın yanadardağı zihnim
alevden bir sarmaşığa tırmanıyor kalbim
hayatın tüm soğuk algınlıkları binmiş tepeme
sürünceme içinde uzayıp gidiyor vel velesi
kopası günler
ılgın ılgın esen yellere verdim pür-hayâl gözyaşlarımı
dindirebilmek susturabilmek ne mümkün
sol yanımın ilmiksiz düğümlerini
çözümsüz açmazlarını
yıllar evvelisi
mevsim yazla güz arası
bilinmeyen bir vakitte
rüzgârınla estin
geldin
kalbim sustuğun zaman
efsunu silik kömür karası bir gün doğar
mucizesi kıt sıradan hayatlara sıradan yolculuklara
havası batasıca dünyanın simsiyah boşluğuna düştüğünde
incinen ruhumun yangınından haberin var mı
sustuysam
sana çok şey anlatıyorum aslında
ama dile getirmiyorsam da kırgınlığımdandır
kırgınlığım ise bil ki
incinmişliğim-
dendir
gecenin taşları yerine otururken
sarı sarı odaların tesellisi ah! lavanta tütsüsü
pencere aralığından savrulup uçan günler
seceresi kayıp zamanlara atın beni
bir uçurum dibinde tutun
s o n r a
yol üstü açan çiçeklerden neşeli muştu
dili damalı serçelerin ötüşü
garip bir yolcunun azık bohçası
mavi göğün beyaz bulutu
yağmur sefası
gökkuşağı
ah! yâr
bu sokaklar bu şehir yorgun evler
kurşunlanmış duvarlardaki isli deliklere benzer
yalnızlık fışkıran kalabalıkların çoğul adımlarını
kucaklar gün boyu
gecenin neferi gündüzün rüzgârıyla
toprağın buruşukluğunda dağların sertliğinde
hayat iyiyle kötüyü karıştırıp
şişirmişken midesini
davul gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!