O da öyle bakmasaydı, öyle güzel bakmasaydı, Hakim Bey,
O gözleri, o kirpikleri, o kaşlarıyla beni yazgıma çivilemeseydi,
O gülüşüyle içimde bir bahar koparmasaydı,
Saçları rüzgâra değip de beni delirtmeseydi,
Vallahi de billahi de ben böyle yanmazdım!
Seviyorum seni.
Bu bir suç duyurusudur,
Gönlümün mahkemesinde sanıksın,
Yargısız infaz edilmiş düşlerimin faili.
Delillerim var, inkâr edemezsin,
Ben ki hasrete pervane,
Gecelerin titrek alevinde yanarım.
Adını anmaktan eskimiş dudaklarım,
Zamanın unuttuğu bir dua gibi,
Gözlerimde mühürlenmiş bir hikaye.
Hasretim olur, iki kaşının arası,
Kapanmaz bir mesafe, vuslatın yarası.
Bir nefeslik yakınlık, bin ömür kadar uzak,
Kalbimde taşıdığım, sensizliğin tuzak.
Vuslatımdır gözlerinin karası,
Her şeyi unut,
Ama bir şeyi asla:
Beni senden, seni sevmekten
Vazgeçmek zorunda bırakışını…
Derler ya hani,
Sana son şiirimi ayağı kırık bir at getirecek,
Bir bakışla başlar bütün evren,
Gözlerinde yankılanır ilk söz,
Bir gülüşünle ısınır zaman,
Sen istersen anlam kazanır her şey.
Sen susarsan dil yetim kalır,
Artık bundan sonra kaça deseler hiçe sayarım,
Hangi terazi tartar ki bir ömrün sessiz ağırlığını?
Hangi söz dindirir bir kalbin kendiyle kavgasını?
Ziyan olmuş her düş, her iz,
Bedenime kazınmış birer kara yazı.
Her nefeste bir ayrılık büyüyor içimde,
Zamansız gelen bir sonbahar gibi,
Ne bir mevsim vaadi var,
Ne de geri dönüşün izleri.
Hicranım kalsın teneşirde,
En derin sessizliklerde büyür bazı insanlar,
Lambası sönmeyen bir sabır gibi yanarlar.
İçinde bir ömür taşır da kimse bilmez,
Fısıltıyla anlatır sevgiyi, yüksek sesle değil.
Eksilmez dokunuşları zamanın yorgunluğundan,
İntihar süsü verilmiş binlerce hayalin,
İdamına şahit oldum gülüşlerinde.
Bir seher vakti darağacına asılan umutlar gibi,
Kırık bir fısıltı düştü içime,
Sessizliğin bile duymak istemediği.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!