Sana bu son şiiri yazıyorum,
elim titriyor, kalem ağır geliyor,
sözcükler birer mezar taşı gibi diziliyor önüme.
Her harfte bir yanımı gömüyorum,
her cümlede kendimden biraz daha eksiliyorum.
Öyle bir sevda ki,
Ne evrene sığar ne de kaderin dar kalıplarına,
Zaman dursa, yıldızlar küllerine savrulsa,
Yine de eksilmez ağırlığı,
Her nefeste bir cihan çöker içinde.
Öyle güzel seviyorum ki seni,
kelimeler susuyor, dilimden dökülmüyor adı.
Gecenin en karanlık yerinde yıldız gibi parlıyorsun,
gözlerini kapatsam bile ışığın düşüyor içime.
Öyle güzel seviyorum ki seni,
Gidin, söyleyin o zalime,
Kelamımdan kaçmakla kurtulamaz.
Harflerim rüzgâr olur,
Sessizliğin en derin yerine sızar.
Gidin, söyleyin o zalime,
Özlediklerim var, hiç dönemeyecek olanlar
Sesini unutmamaya çalıştığım,
bir fotoğrafın kenarına sığdırdığım yüzler…
Zaman yavaşça siliyor hepsini,
ama yüreğimde hâlâ dipdiri, hâlâ canlılar.
Özledim…
Gecenin en karanlık yerinde adını fısıldayan rüzgâr gibi,
Uykusuz gözlerimin içine çöküp sabaha çıkmayan bir düş gibi.
Özledim…
Ne tarafa dönsem senden yana sızlayan bir yara gibi,
Ne yana baksam içinde kaybolduğum derin bir uçurum gibi.
Ne çok isterdim,
Ruhuna dokunmayı...
Bir gecenin tam ortasında
Susarak ulaşmayı sana,
Adını anmadan,
Ama hep içimden çağırarak...
Rüzgar değse yüzüne, dağılacak gibisin.
Kim düşürdü yüreğine kıyameti?
Hangi kelimeydi içini üşüten,
Hangi sessizlikti seni büsbütün susturan?
Gözlerinde yılların ağırlığı var,
Sahi, unutur mu insan sevdiğini?
Adını bir daha anmamayı, sesini duymamayı,
Bir sabah uyanıp hatırlamamayı
Öğrenebilir mi?
Ya da unuttuğunu sanıp,
Al bu yorgun bakışlarımı
Çöz üzerimdeki suskunluğu
Ellerime zincir vuran zamanı sil
Ya kalbime merhameti fısılda
Ya acılarımı sar yalanlarınla




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!