Hiç kimse anlamıyor seni,
Hiç kimse…
Kalabalığın içindesin ama
Sesin kaydedilip çarpıp geri dönüyor.
Aslında onunla konuşan herkesin
Gözlerinin içine bakıyor
“Anlıyorum” diyor.
Ama o cümle,
Seni değil
Kendini avutmak için söylenmiş bir yalan.
Kimse seni dinlemiyor,
herkes konuşmak için sırasını bekliyor.
Söz senin gibi görünüyor
ama anlatılan hep onun hikayesidir.
Kime sorsan
En ağır acı ondadır.
Göğsünde en büyük yara açılmıştır.
Karanlık bir gece onun üstüne çökmüştür.
Herkesin kendi dünyasını
patlatır.
Ve sen,
Sessizce köşede durur,
Kimsenin yük söylemediği
Ama hiç kimsenin de taşımadığı bir acıyla.
Herkesin kendi acısına başrolde,
Başkalarınınkine figüran.
Alkışlar kendine,
Sabır başkasına düşer.
Derler ki
“Ağlamayan verileri meme vermezler.”
Peki ya
İçineğlenenler?
Geceleri aralıksız dağılanlar?
Kimsenin acımadığı
neden hiç hak etmezse bir merhem olur mu?
Birinin saklanması için
sesin kesilmesi mi gerekir?
Birine sarılmak için
Ölümle mi yüzleşmek?
Birini affetmek için
Toprağın adına mı tamamlanması gerekiyor?
Ben anlatıyorum,
Cümlelerim yarım kalıyor.
Çünkü duymak istemeyen çok.
Çünkü herkes
kendi gözyaşlarında boğulmuş.
Ben susuyorum,
sessizliğim sesi oluyor.
Ama kimse dönüp bakmıyor,
çünkü çığlıklar
Başkasına aitse rahatsız ediyor.
Beni anlamanı istemiyorum artık,
Yoruldum savunmaktan.
Sadece dinle,
Cevap verme.
Kıyaslama.
Kendi yarasını araya sıkıştır.
Bazen insan
anlaşılmamak,
yarışılmadan toplanmak ister.
Belki de Mesele
Herkesin konuşması değil,
Birinin
gerçekten sup
gerçekten dinlemesidir.
Kayıt Tarihi : 24.03.2026 20:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!