Deniz bir çarşaf gibi,
serdik kıyıya uykumuzu.
Köpüklerde yıkadık
o eski, yorgun korkumuzu.
Ali Bey’in şapkası uçtu,
kondu bir dalga ucuna;
Gurbet eli bize mesken mi oldu
Sıla bahçesinin gülü kurudu
Gözlerim her akşam yaş ile doldu
Gönül hasretine yine bürüdü
Yediğim ekmeğin tadı kalmadı
Kadim taşların kapattığı bir sokak
Ürkek gözleri perdenin arkasında
Etekleri siyah, gömleği beyaz
Belinde mavi bir eşarp
Kulaklarına kırmızı bir çiçek sıkıştırmış
Rüzgar Yok, dans ediyor, saçları savruluyor
İstanbul şiirleri gözlerin
Yazılmadan da okunur mavisi
Ve yürekten duyulur martıların sesi
Bırak kalemi , istanbul şiirleri yazma
Gözlerinden okuyayım Üsküdar'ı
Ve nefesinde duyayım Emirgan'ı
İzniğin Gölgesi, saçlarına değmişti,
Köprüden geçerken gözlerin gülmüştü.
Eskişehir’in sokakları hâlâ taşır izimizi,
Bir çay bahçesinde kalan kahkahamızı.
İki yumruk var yüreğimde,
Birisi sağdan vurur, diğeri soldan,
İki düğüm var boğazımda...
Biri yardan vurur, biri serden.
İki leke var ellerimde...
Tatlı ağızlı Afrodit
Mayıs çiçekleriyle süslü
Gökyüzünde dans ediyor yıldızlar
Ve vakur bir ışın, süzülüyor sahnede
En adil yargılamanın ortasında
İtaatkar bir öpücük
Bir ayna buldum, yüzü toprağa dönük.
Işığı sönmüş, her yanımı saran o büyük bölük.
Eşyanın kalbi atıyor avcumda sessizce,
Varlık bir bilmece, çözülür her gece.
Gölgenin peşinde koşan yorgun adımlar,
Duvarda asılı kaldı o eski salkımlar.
Bir zamanlar bir kız vardı
Benim her şeyimdi
Simsiyah saçları vardı,
Bembeyaz elleri
Düşler ülkesinden kaçıp gelmiş
Kaşlarından yay yapıp
Ben anlamam, bana sorma
Kader bu işte, daldan dala
Bir umut, biraz hayal
Bir aşkın adı, başka bahar
Şiir gibi olsun hayat
Cümle küçük harfle başlasın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!