Bir umutla çıktım yola umutlarım yolda kaldı
Gözlerime yerleşen sevda aşkınla darda kaldı
Geri dönmem dedim dilimde yemin
Allah şahidim bir daha da dönmedim
Gecen gündüz olmasın huzur seni bulmasın
Senin sesinde Firdevsî'nin o hüzünlü, kadim bahçeleri,
Benim boğazımda İstanbul'un paslı, yorgun vapurları.
İki ayrı alfabeyle susuyoruz bu sağır edici karanlığa;
Sen sağdan sola doğru kanıyorsun, ben soldan sağa.
Aramızda dağlar değil; soğuk mühürler, ret yemiş evraklar,
Ve tenimizi jilet gibi kesen o gri, o ruhsuz politikalar.
GÖĞÜN DİKİŞ YERLERİ
(Miraç Gecesi, 2026)
Göğün dikiş yerleri sökülüyor, duyuyor musun?
Yerçekimi, cebimde unuttuğum eski bir bilye artık.
Zamanın kabuğu çatladı; içinden sızan o sükût,
Ruhumun en ıssız köşesinde bir ışık yandı,
Ne bir zincir tutabildi beni, ne o eski korkular.
Seni sevmek; uçurumun kenarında kanatlanmakmış,
Hiç düşmeyeceğini bilerek rüzgâra teslim olmak…
Bir kentin kalabalığında değil,
Gölgeler Yok Olurken
Gölgeler konuşur o eski duvardan
Hatıralar saklı o yitik zamanlardan
Sönmüş bir mum gibi ışıklar susmuş
Ala gözlüm, niçin kara bağlarsın?
Vadesi yetmeden ölünmez imiş.
Neden gizli gizli coşup çağlarsın?
Gönül, sabreyle bak, Hak büyük imiş.
Yüce dağ başında duman eksilmez,
Gönül gurbet ele düştü düşeli,
Karlı dağ başında duman olurum.
Aşkın ateşiyle yanıp pişeli,
Savrulur küllerim, harman olurum.
Ala gözlü dilber çıkınca yola,
Görüyorum…
Tarihin utandığı, taşın bile ağladığı o günü görüyorum.
Yolun kenarına dizilmişler,
ellerinde taşlar, gözlerinde nefret.
Bekliyorlar.
Dağlarıma yine kar düştü
Yüreğime yeni yar düştü
Soğuğuna dayanırım da
Sineme Ah acılar düştü
Suların soğuk göz göz idi
Gözlerimi kapattığımda,
Islak rüyalar arasında....
Bir keman sesi kulaklarımda
Bir kadının sırılsıklam dili
En derin rüyaların dehlizi
Sırılsıklam bir aşk hikayesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!