Grilere boya hayatımı,
Dağlarım sen ol başı dumanlı,
Yeşile batır fırçanı,
Gözlerinde kaybolsun ağaçlar
Sen orman ol,
Ben, sen de kaybolayım,
Seni sevmesem, sevmek nedir bilmezdim
Gözlerine bakmasaydım
Ağlamasaydın karşımda,
İç çekmeden
Masumluğu bilmezdim.
Beklemeyi bilmezdim, bekletmeseydin
Baktım sessiz geceye
Yıldızlar bile kaybolmuş
Ağladım yalnız gölgeme
Hasretin içimde kor olmuş
Uğurlamak istemezdim, ancak gelmeliydim
Yoksa vedalaşmadan mı gidecektin
Tek taraflı aşkın kanunudur bu
Biri ötekini üzer, öteki birine meftun
Kaçınılmaz olan, kaybedene kadar
Yırtık bir fotoğrafta saklıdır kader
Karanlık korkularım donuyor
Bir papatyanın saçlarında
Gülümse diyorum, gülüyorum kendime
Oğlum diyorum, gülecekler haline
Ex oriente lux
Gün ışıldıyor
Doğum sancısı yeryüzünün
Yeşilleri kurutan,
Yalancı bir bahardan arda kalan
Üşüten bir meltem dudağında
Dün gece, oturuyordun yatağında
Boynun büküktü, ve ağlamaklı
Dün gece,işte burada
Şu divanın üzerinde
Bir kez daha,
Yüreğimi bağladın avuçlarına
Deniz bir çarşaf gibi,
serdik kıyıya uykumuzu.
Köpüklerde yıkadık
o eski, yorgun korkumuzu.
Ali Bey’in şapkası uçtu,
kondu bir dalga ucuna;
Gurbet eli bize mesken mi oldu
Sıla bahçesinin gülü kurudu
Gözlerim her akşam yaş ile doldu
Gönül hasretine yine bürüdü
Yediğim ekmeğin tadı kalmadı
Şeref davasını dile dolarlar
İçi boş kovanın balı mı olur
Üç kuruşa hemen takla atarlar
Sırtını yaslayacak dağı mı olur
Hakka giden yolu dünya sananlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!