They say time heals everything.
What a beautiful lie.
Time doesn’t heal.
It only adds dust to the furniture.
I look at the empty chair across the room.
Bak sen şu işe
Saygı demek iki hece,
Bilemedin üç yada dört gece
Bey efendi,
Parası olunca beyzade,
Dayısı olunca şehzade,
Mühürlü Mektup
Gözlerin, eski bir hanın gölgeli avlusu;
Hangi taşın altında unuttuk ilk itirafı?
Bir Ege akşamında, rüzgârı paslı bir vapur gibi,
Kalbimizde yarım kaldı aşkın o çocuksu tarafı.
Yolları tükettik.
Vuslatı ararken kaybolmayı öğrendik.
Şehrin paslı dişlileri arasında ezildik,
sonra bir sahil kasabasında,
eski bir panjurun gıcırtısında
onardık kendimizi.
Dört Kapı,
Piyano resitali gibi
Klavyemin tuşları
Her harfte bir ses,
Kimisi keskin,
Kimisi sakin,
Güneşin kaburgasından sızan o bakır sükût,
Kayaların alnında terleyen mağrur bir bulut.
Yamaçların nabzında titreyen o ince gölge,
Gözlerin: Hiçbir haritanın yazmadığı bir bölge.
Eteklerinde kekiğin ve sert rüzgârın kavgası,
Yak bir sigara birader
Tüttürelim acımızı beraber
Şimdi sen içmezsin
Korkutur sarhoşluk
Papatyanın sarısı aklında
Ondandır gönlündeki mayhoşluk
Dudaklarını Mona Lisa'dan çalmışsın
Gözlerini şiirlerden
Saçların şairlerin kaleminde
Fuzuli yangını kirpiklerin
Thutmose'nin ellerinde nefer titi
Venus De Milo'sun baş döndüren
GÖĞÜN DİKİŞ YERLERİ
(Miraç Gecesi, 2026)
Göğün dikiş yerleri sökülüyor, duyuyor musun?
Yerçekimi, cebimde unuttuğum eski bir bilye artık.
Zamanın kabuğu çatladı; içinden sızan o sükût,
Ruhumun en ıssız köşesinde bir ışık yandı,
Ne bir zincir tutabildi beni, ne o eski korkular.
Seni sevmek; uçurumun kenarında kanatlanmakmış,
Hiç düşmeyeceğini bilerek rüzgâra teslim olmak…
Bir kentin kalabalığında değil,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!