Gölgeler Yok Olurken
Gölgeler konuşur o eski duvardan
Hatıralar saklı o yitik zamanlardan
Sönmüş bir mum gibi ışıklar susmuş
Ala gözlüm, niçin kara bağlarsın?
Vadesi yetmeden ölünmez imiş.
Neden gizli gizli coşup çağlarsın?
Gönül, sabreyle bak, Hak büyük imiş.
Yüce dağ başında duman eksilmez,
Gönül gurbet ele düştü düşeli,
Karlı dağ başında duman olurum.
Aşkın ateşiyle yanıp pişeli,
Savrulur küllerim, harman olurum.
Ala gözlü dilber çıkınca yola,
Görüyorum…
Tarihin utandığı, taşın bile ağladığı o günü görüyorum.
Yolun kenarına dizilmişler,
ellerinde taşlar, gözlerinde nefret.
Bekliyorlar.
Dağlarıma yine kar düştü
Yüreğime yeni yar düştü
Soğuğuna dayanırım da
Sineme Ah acılar düştü
Suların soğuk göz göz idi
Gözlerimi kapattığımda,
Islak rüyalar arasında....
Bir keman sesi kulaklarımda
Bir kadının sırılsıklam dili
En derin rüyaların dehlizi
Sırılsıklam bir aşk hikayesi
Grilere boya hayatımı,
Dağlarım sen ol başı dumanlı,
Yeşile batır fırçanı,
Gözlerinde kaybolsun ağaçlar
Sen orman ol,
Ben, sen de kaybolayım,
Farkındaysan
Bir çiğdem açıyorsa
Ve dökülüyorsa yaprağından
Bir çiğ damlası
Yaşıyorsun demektir
Dinle şu sözümü hey hâkim beyim
Kalem senin lakin parmak kimindir
Ben hakkı söylerim, ben haklıyım
Hüküm senin lakin ferman kimindir
Adalet sarayı taştan yapılmış
Fırtınaya Karşı
Dalgalar duvar gibi, gökyüzü kara,
Korkuyu bırakın, sığının rüzgâra.
Ufukta ölüm var, ardımızda yaşam,
Bu gece uyumak yok, bu gece savaşam.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!