Bırak gitsin, götürsün geride ne varsa
Gözlerindeki yaşı, kalbindeki sızıyı,
Sigarandan son nefesini çek,
Dumanı, bırak gitsin,
Geride kalan ne varsa,
Hepsini alsın,
Uzat ellerini, bir yıldız yakala
Bir dilek tut içinden
Hafifçe üfle
Sönsün güneşler
Bir dilek tut
İçinde ben olayım
Kapıyı itince çan çalmaz,
zaman öksürür içeride.
Raflarda yüzler asılıdır,
kimisi gülmeyi çoktan unutmuş.
Bir köşede çocukluklar sararmış,
Zamanın tozlu aynasında yüzüm yabancı,
bir veda provası sanki bu akşamüstü.
İçimdeki şehirlerin lambaları tek tek söndü,
elimde kalan
sadece bu eski sancı.
Kelimelerim çıplak,
Bir zamanlar bir kadın vardı
Bir zamanlar bir kız vardı
Benim her şeyimdi
Simsiyah saçları vardı,
Bembeyaz elleri
Sana yönelmek;
Bir yerçekimi kanunudur,
Kaçışı olmayan.
Derimin altındaki bu elektrik,
Senin atomlarına çarpmak için
Bazen aşklar hiç bitmezmiş;
Yetenek sizsiniz diyorlar,
Yeteneğimiz bitirmek güzellikleri,
Bir baloda, uzaktan bakarak
Merhaba, nasılsınız...
O ateşli gecelerin izi bakışlarımızda
Açtı sanki güneş gibi ellerini usulca
Bir sevda şarkısı, dudaklarında sessizce
Bir öpücük kondu dudaklarıma acemice
Sevda romanlarındaki ana düşünce
Amatörce,basit bir tümce, biraz beceriksizce
Tutku dolu ellerim, boşaldı ellerini çekince
Seni ne zaman düşünsem
dünyanın dönüş hızı yavaşlıyor.
Fizik kuralları iflas ediyor.
Newton yanılmış olmalı sevgilim.
Çünkü senin kirpiklerinin düştüğü yerde
Saatler durdu, yelkovan intiharında…
Zaman, yırtık bir kâğıt gibi savruluyor rüzgârda.
Gördüğün bu kalabalık, aslında koca bir tenhalık,
Herkes bir başkasının aynasında kiralık.
Eski bir şarkı sızıyor kapı altlarından sessiz,
Ben bu şehirde bir gölgeyim, isimsiz ve izsiz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!