Sen ki Celil,
Hegel’den bir kıvılcım, Marx’tan bir çelik aldın;
Ege’den süzülüp geldin,
adaleti bir hırka gibi sırtına taktın.
Whitman gibi “kendimi kutluyorum” dedin belki,
ama bildin:
Akan sular karardı
Karlar yağmıyor dağlarına
Yaprakların da sarardı
Böcekler suskun
Güneş dumanların ardında
Sevinç mahallade bir teyze
Hangi dilde susarsan sus,
acı aynı lehçedir.
Bütün prangalar
aynı demirden,
aynı bahçedir.
Betonun soğuğunda bir pervane,
ışığa değil karanlığa meyyal.
Cebimde kırık aynalar,
her parçada binlerce hayal.
Sinyal kesik, frekans bozuk,
dünya dar bir dehliz.
Haydi, durma çalıştır arabanı
Ne bekliyorsun daha
Ölmeyi mi gülmek için
Atla arabana,
Çevir kontağı
Sür en yakın karayoluna
Bazen ısıtırmış güneş
Bazen unutulurmuş en sevgili bile
Bazen sadece sessizlik
Akarmış gönlüne ılık ılık
Ama sadece bazen sensizlik
Bazen sessizlik, bazen (eş) sizlik
Yılların birikintisi,
Üç kelime, basit cümle
Ali topu at.
Tutmadım ki atayım,
Önce tutmalıyım,
Ve dileğin tut Ali olmalı
Ağdalı dil midir şiiri güzel yapan,
Yoksa Yunus Emre mi aşkı anlatan,
Mevlana mı, fuzuli mi?
Boya mıdır, kadını güzel yapan?
Yoksa ateş mi, içimi eriten...
Onbir hece, a a a b,
Nedendir bilinmez, hep böyledir hayat
Mavi bir kelebeğin, karlar üstüne konması
Nedendir bilinmez, hep böyledir umut
Öfkeden deliye dönsen de sevdiğindir
Her daim yanında olsun istediğine
Bir dakika bile dayanamıyorsan,
Anneler günün kutlu olsun
Mutlu çocuklar olsun
Çocuklar mutlu kalsın ki
Anneler mutlu olsun
Tüm hediyeler, kucak dolusu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!