ATEŞİN ÇOCUKLARI
Toprak uyandı.
Kökler damarlarıma dolandı.
Demir dövüldü örste,
kıvılcım geceyi yırttı.
Kırk derece, ateşler içinde
İnlerken koltuğumda...
Tek şey istiyorum
Şiir yazmak ve seninle sevişmek
Eğer ulaşabilirsem
Bilgisayarıma sürünerek
Ayaklarımda unutulmuş bir çölün tozu,
Aynalara bakmam artık, yüzüm bende değil.
Bir gölge büyütüyorum suyun içinde,
Dokunsam dağılan, sussam derinleşen.
Adını hangi harfe yaslasam, o harf kanar,
Bahar gelir, yeşil giyer dağları,
Çiçek açar şu gönlümün bağları.
Geçip gitse gençlik, ömür çağları,
Yine de vazgeçmem al gözlerinden,
Bülbül ayrı düşmez gül izlerinden.
Son bulut yağmur oldu gönlüme
Son damla yüreğimi yakıp geçti
Son baharın , son çiçeğiydin
Şarjördeki son mermi
Şiirin son dizesi
Baharın son gülü
Biz yerdeki külleriz sadece,
Ateşin geride bıraktığı bir avuç kül
Ama her külü bir yağmur temizler,
Her ateşi bir suyun söndürdüğü gibi,
Her ateşin bir suyu olduğu gibi
Ateşe su gerekse de,
Kimlik sorma bana,
Adım gecede yazılı.
Nüfus kâğıdım neon ışıklar,
İmzam sazın telinde saklı.
Bir kapı çaldım, yüzüme duvar,
Kimlik sorma bana memur bey,
Benim nüfusum geceye kayıtlı.
Haritada yer arama boşuna,
Bizim hududumuz
Tellerin titrediği yerdir.
Bahar geldi, yolculuk vakti
Dünyadan cennete, uçma günü
Kim bilirdi ki, Ey gök Kubbe
Uçmak için, inmek gerekirmiş madene
Temizlenmek için kirlenmek,
Gülmeyi unutsak da,
9 8 'lik
İçimde bir fırtına kopar, güneş kara, deniz boğuk
Aklıma bir pırıltı konar, Kardeş yaban, acı bolluk
Kimler geldi geçti bilinmez, yol bozuk, yolcu yalınız




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!