Adı özlemdi,
Karadeniz gibi hırçın
Akdeniz gibi sıcak..
Güneşten kopan,
Bir damla aşk...
Omuzlarına dokunan
Senle beni çarptığında
Sağlaması,bölmedir
Kalan küçük bir bebek
Geride...Yalnız...Öksüz
Senle beni topladığında
Sağlaması çıkarmadır
Parmak uçlarında bilinmezliğin kodları
Alın yazın, alın yazıma değiyor
Sevdiğim kadının kolları
Göklere uzanmış af diliyor
Uçurumlar bahane, şarkılar dilimde
ağlayabilmeli insan,
hem de hüngür hüngür,
korkmadan,
içindeki zehir
gözyaşına karışmalı
ve atılmalı vücuttan
Papatyaya sorarlar,
Seviyor mu diye,
Sarı gül ayrılıkmış,
Kara kedi uğursuzluk
Bu Dünya yalanmış
Sen olmazmışsın
Her hafta bir sınav,
Her ay, yeni bir başlangıç
Yaşamak için umut gerekir
Umut ettikçe yaşayanlar
Umut tüccarlarıdır
Ve bunu okuduğunda
Bu karanlık,
çektiğinde dehlizlerine
bedenimi
Yapabileceğin hiçbirşey olmadığını bilmelisin
Hiçbirinin senin suçun olmadığını,
AH SÜMEYYE
Atlas’ın ardında açılan bir kapıydı yüzün,
Herkes rüzgâr sandı, ben kader dedim.
Kızıl çöl dokundu teninin suskunluğuna,
Sıcağı oradan aldık, gölgesi benden.
Aklıma düştün,
Ve öptüm zülfünden
Zifiri karanlığın en karası
Ortasında bir güneş
Ve hilalin aydınlığı
Dudaklarıma yerleşti
Toprak uyandı bak, kökler sarıldı,
Karanlık geceye ateş yakıldı.
Demiri dövdük biz örsün üstünde,
Korkuyu bıraktık dünün içinde.
Duyuyor musun dağların sesini,
Hissediyor musun kurdun nefesini?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!