Yüzün, sesin, gülüşün…
Bulanıklaşıyor artık zamanın buğusunda.
Sanki eski bir aynaya bakar gibi
Seçemiyorum çizgilerini,
Hatırlamak için gözlerimi kapıyorum
Ama karanlık bile net göstermiyor seni.
Eskisi gibi olmak için neler vermezdim,
Bir an geri dönse zaman, diz çöküp isterdim.
Gülüşüm vardı eskiden, sebepsizce gülerdim,
Şimdi aynalara bakıp kendimden ürküyorum
Sevincim vardı, içimde baharlar açardı,
Bir öyküki yuregimin mahzeni
Sevap diye isledigim cehennemim
Sırat diye yolunu gozledigim
Liman diye sigindigim
Zemzem gibi aşkını ictigim
Ahraz bir gün yazıyor,
ahraz bir duygudan,
ahraz satırlarına.
Ürkmüş, korkmuş bir sevdadan,
yorulmuş, kırılmış bir bedenden.
Bir yerlerden beni izlediğini biliyorum,
adımı anmadan,
sesimi duymadan,
yalnızca susuşlarımdan tanıyarak.
Gecenin en geç saatinde
Kime "can" dediysem,
Canımı en derinden o yaktı.
Kimi aile bildiysem,
İlk sırtını dönen yine o oldu.
Gamzesi Çukur Yârim.
Gözlerinde bekleyen bir akşam var,
Ne karanlığa teslim,
Ne aydınlığa razı;
Orada zaman kanar.
Çok eskiden tanışıklıklıydık.
Çok eskiden yenilmeliydik duygulara.
İşten ayrılan .
Tanışmalıydık..
Gecenin karanlığına esir olmadan.!
Gel dersem gelme olur mu.?
Seninle kurduğum her şeyden vazgeçtim.!
Seni düşünmekten yoruldum,
Seni özlemekten.!
Seni sensiz yaşamaktan yoruldum...!
Biri benden gitmek istiyorsa,
Kapıyı ben açarım, ardına bakmam aslında.
Çünkü kalmak yürek ister, bahane değil;
Gidenin yükü kalana ağırdır, buna dayanılmaz değil.
Ben izin verdiysem bir vedaya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!