Tam da köşeyi döndüm derken
Karşımda o bildik çıkmaz sokak
Düze çıkmak için vakit çok erken
Sora sora Bağdat bulunurmuş ya
Bir Allah’ın kulu da yok ki sorsak
Bırak küllerinden doğmasın bu aşk
Böyle bir aşka gönül vermek yasak
Yeniden doğup da ne yapacak sanki
Benim yıllardır yas tuttuğum gibi
Mavi gökyüzü kapkara is tutacak
Daha ilk kıvılcımı sahneye çıkmadan
İki kişinin bildiği şey sır değildir derler
Öyle ya insanoğlu az mı çiğ süt emmiş
Boşuna mı sandınız çığ gibi şüpheler
Zaman milattan belki binlerce yıl öncesi
Emektar postacı kuşlara güven kalmamış
Ben bir kurşun askerim
Gövdem kurşundan dökülmüş
Doğuştan gelir kederim
Gözlerimde yaylım ateşi
Rütbem ateşte dövülmüş
Şu kurumsal yapıyı bilmem kim kurdu
Nereden bakarsan bak hüsnü kuruntu
Bizim patron kısmının işi olmasın sakın
Üflesen uçacak içi boş kâğıttan bir kale
Herkes kazanacak hele şu yalana bakın
Bazı hatıralar vardır ya
Ufak tefek eşyalar
Hani gidenleri anlatır
Kutsal emanetler var
Topkapı Sarayı’nda
Enbiya’dan yadigâr
Aklıma kazınması için topu topu beş dakika yetti
Bir misafir olarak yolumuz Adıyaman’dan geçti
Otelin kapısında bekleyen otobüse doğru yanaştım
Başında şapkası elinde poşetiyle Abdullah’ı gördüm
Garibin ekmek teknesinden bir paket mendil aldım
Bir mezarın başına toplanıp
Dik sütunlara dağılmış güzeller
Yanlış anlaşılmaktan korkarım
Ama inanın hepsi de taş gibiler
Mezarın dört tarafında ayaktalar
Biraz sonra ölecek olan biz şairler
Şerefsiz imparatoru lanetleriz
El pençe divan dursun avareler
Biz ölsek de ayıya dayı demeyiz
Senden korkan imparator olsun
Hani o adam olmaktan yoksun
Sıcak bir hamamda çimiyordu Arşimet
Hani derler ya neye niyet neye kısmet
İnatçı bir tas kovanın içinde gemi kesildi
Elinle paslı gemiyi batırmak ne mümkün
Ve karşınızda suyun kaldırma kuvveti




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!