Neymiş efendim davul bile dengi dengineymiş
Şu sesi uzaktan hoş gelen dalkavuklara bak hele
Utanmadan sıkılmadan davula yalan söylenmiş
Aptallığın lüzumu yok, mesele çok basit mesele
Davulun dengi bal gibi de çelimsiz bir tokmak
Bunu ne diye anlamaz sanki sayısız nice ahmak
Hey sahildekiler açılın bakalım
Haberiniz yok mu ben deniz bekçisiyim
Müsaadenizle denizi yatırmaya geldim
Birazdan güneşi bir kaşık suda boğarım
Boş yere kimseler telaş etmesin canım
Anlarsınız ya o eski toprak dokuz canlıdır
Haydarpaşa Limanı’na nazır bir avuç deniz zürafası var
Acaba nerelerden geldiklerini bilen birileri var mıdır?
Onlar Afrika kurağındaki tüm soydaşları kadar uzunlar
Kafaları var mı yok mu bak orası tam bir muammadır
Her biri ayrı renkte olup tek düze renkleri hayli toktur
Civarda aslan yaşasaydı onlara tek diş bile geçiremezdi
Demir kanatlı tayyareler güvenle havalansın diye
Havacılık âleminin ekser uleması bir araya gelmiş
Her kafadan bir ses, her seste başka bir vesvese
Kutsiyet suyuna batırılmış bir kitap gibi DO-178
Belge daha en baştan ben genel geçer değilim der
Aşk denen amansız illet daha anamın karnında aklıma düşmüş
Ben seni hiç gün görmeden çok derinlerde bir yerden sevdim
Koskoca tarihin küflü sayfaları böyle aşkı ne duymuş ne görmüş
Zifiri karanlık çağlardan beridir ben senin sessiz gölgen oldum
O zamanlar kendi adımı bile doğru dürüst söylemekten acizim
Yerimi senden bir adım öte bilip her zaman ölüm gibi sustum
Eliyle bronz çenesini tutup derin düşünen adam
Üzerine oturduğun taş gibi çoktan durmuş zaman
İnsan eli değmemiş bir dünyada yaşamak ne güzel
Ne zaman ayıp sayılmış adına düşünce denen şey
Sen bir hastane avlusunda düşünmeye devam et
İnsanların sana deli demesinden hiç korkma sakın
Düşünüyorum öyleyse varım demiş ünlü düşünür
Benim seni düşündüğüm kadar düşünsün de görelim
İnan bana doğduğuna pişman olup bin beter sürünür
Öyle boş beleş var olmak ta neyin nesiymiş efendim
O benim yerimde olsa tahtalıköyü boylamak isterdi
Yerin dehlizlerinde bir hiç olmak daha cazip gelirdi
Siyah beyaz iki ezeli düşman
Milyonlarca yıllık gündüz ve gece
Sözleşmiş gibi eşit olmayı başarır
Hem de sene de iki kere
İçimdeki karanlık ve aydınlık gibi
Eşit oluyorsa her iki baharda
Tüm zamanların belki de en sıcacık eşyasıydı
Kış vakti içimizi ısıtan canım elektrikli battaniye
Buz gibi soğuk havalarda bedenimizi kaplardı
Tatlı rüyalara gizli bir geçit sıcak yataklar içinde
Ya gerçekten göründüğü kadar masum muydu?
Demek seni sevmek eşyanın tabiatına aykırıymış
Nereden bilmişler be vay anasını satayım
Biz görmeyeli etrafını doğa bilimciler kaplamış
Eyvallah bilimin karşısında boynum kıldan ince
Ağızlara sakız olmuş hurafeler bilim mi sence
Sahi benim bir eşya olduğumu sana kim söyledi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!