Bütün aşçılık hikâyesi askerde başlamış
Komutan Muttalip’i mutfağa koymuş
Tencere tava kazan kepçe eline yakışmış
Bölükte buram buram bir bayram havası
Bizim Mehmetçiklerin karnı doymuş
Kırk yıllık yemekhane sanki ana sofrası
Ben diktatörleri sevmem derdim
Nasıl olduysa unutmuşum meğer
İçlerinde biri var mübarek bal şeker
Yalan değil ben onu çok sevdim
Benim diktatörümün adı Napolyon
Hatırlıyorum adı Mücahit’ti
Çok iyi saz çalardı
Gözleri hiç görmezdi
Gariban bir adamdı
Bizim yurtta kalırdı
Sen aşkla tütsülenmiş beyaz renkli temiz mumlar içinde
İki dirhem bir çekirdek halde salınan ince belli bir alevsin
Ela renkli gözlerinle tutuşmuş gözlerim hep istim üstünde
Ben her aşk nöbetinde başucunda seni bekleyen askerim
Ben sana dokunmaya cüret etsem alev alev yanar biterim
Her kime söylesem utanıp arzu halimi
Sanki hep bir ağızdan aynı şeyi söyler
Sen git de Marko Paşa’ya anlat derdini
Söyle Paşam el benim derdime neyler
Bakıyorum da senin işin başından aşkın
Bizim şirkette çalışır
Kurulduğu günden beri
İhtiyar delikanlı
Muhterem Mehmet Abi
Her iş gelir elinden
Annem ara sıra menemen yapar
Tabak gözümün önünde büyür de büyür
Menemeni sevmediğimden değil
Menemen beni Menemen’e götürür
Kendimi Ege dolaylarında bulurum
Zincirlikuyu’da bekledim seni
Sıcak bir yaz günüydü
Ayaklarım zincirlendi sanki
Elimi yüzümü ter bürüdü
Birden kaçmak istedim
Tıklım tıklımdı her yer
Pek muhterem düşler prensesi benim kalbim tam size göre
Burası var ya eski zamanlarda sultanlara layık güzel bir köşktü
Sizden evvelki zorba sakinler hanemi viran etti göz göre göre
Akıp giden zaman içinde bu mütevazı köşkümüz gözden düştü
Duvarları yıkık dökük ve odaları rutubet yeşili orası kabulüm
Ama bir görseniz içerisinde çok kullanışlı geniş bir salonu var
Ben bir kurşun askerim
Gövdem kurşundan dökülmüş
Doğuştan gelir kederim
Gözlerimde yaylım ateşi
Rütbem ateşte dövülmüş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!