Üstüne kuş pislese talihten sayar
Bu millet kuşa sevdalı mı ne?
Talihi olsa bari kuş tüyü kadar
Tepeden tırnağa bahtsız bedevi
Şeytan çağırır ille de bir dene
İnce eleyip sık dokumuş her şeyi
Ayrılığın her karışını hesaplamış
İşinin ehli bir kaldırım mühendisi
Koca şehirde uzayan her kaldırımı
Elleri hiç titremeden imzalamış
Benim için sanki bir idam fermanı
Gün doğmadan neler doğar
Vallahi ben başkasının yalancısıyım
Tut ki eski toprakların bir bildiği var
Kim bilir canım belki sahiden doğrudur
Bir iki mahalle beride birkaç sokak ötede
Bakarsın el kadar bir kız bir oğlan olur
Saçına rengârenk güller takmışsın
Benim seni aklıma taktığım kadar
Uzun entarinle sokakları yakmışsın
Aşırı güzellikten hüküm giymiş birisin
Bana burun kıvır kıvırabildiğin kadar
İnanın göründüğü gibi değil hiçbir şey
Hayatta her ne varsa hepsi yanılsama
Tıpkı karanlıkta ışık oyunu gibi bir şey
Gökler baştanbaşa yırtılıp yerler yarılsa
Gaflet uykusundan uyanır mıyız acaba
Pendik’te bir aslan parçası var
Sen de tepe ben deyim dağ
Ta Asya’dan Avrupa’ya kadar
Aklı sıra gözdağı veriyor
Koskoca İstanbul’a kafa tutar
Ne muhteşem meydan okuma
Keşke ben gözlerinin içinde bir bebek olsam
Göz kapaklarını yorgan gibi üstüme çeksem
Orada huzur içinde derin hülyalara dalsam
Sonra masal anlatsa yüreğinin içindeki ses
Her kelimesinde gözlerimin içi gülse
Hiç büyümeden gözlerinde bebek kalsam
Seninle hayata bakış açımız aynı
Aynı yöne bakar dururuz ikimiz
Gündüz denizi izleriz gece ay ışığı
Ruh ikizim dedikleri sen olmayasın
Neredeyse bana benim kadar yakın
Her önüne gelen bana şöyle der
Neymiş efendim hayat sana güzel
Bilhassa keyfi yerinde tuzu kurular
Onlar kadar ağlayanı hiç görmedim
Yalandan yere ağlamaklı insanlar
Adamlar var kısa pantolon giymiş
Papaz gibi karalar bağlamış üstüne
Ahaliyle arasına kara kedi girmiş
Yatacak yeri yok yeşil çim üstünde
Almışlar eline bir düdük koş babam koş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!