Bahar vakti peşine düşerim
Yerini yurdunu hiç bilmeden
Açık havada izini sürerim
Sanki elimle koymuş gibi
Gözüm kapalı bulurum seni
Ben öyle her yiğidin gönlünü bilmem
Baba yiğit gönüllerin bekçisi değilim
Biraz kaçık biraz deli divane biriyim
İster misiniz bir aslan sevdim desem
Şu gönlümde kocaman bir aslan yatar
Öyle sakin duruşuma bakmayın
Uzunca yılların yorgunluğu var
Hem ben ne fırtınalar kopardım
Siz nereden bileceksiniz canım
Aşklar, savaşlar, ne maceralar
Kamera döşemiş sağa sola
Masaya oturmuş bizi izliyor
Bakınıp duruyor sana bana
Tuhaf adam patron efendi
Can sıkıntısı mı var bilmem ki
Yoksa korku mu salmak istiyor
Ben seninle paylaşmak isterdim
Ayakta gittiğimiz otobüsün bir karış açık camını
Solumak isterdim içeri sızan buz gibi havayı
Aniden basılan her olur olmaz frende
Sallanan askıya can havliyle tutunmak
Birbirine dokunurken ürkek parmaklarımız
Sen kocaman saraylarda yaşa
Duvarların bile altın kaplı olsun
Vezirin, rezilin sana selam dursun
Bize çok bile çadırdan bozma oda
Olursa içine bir parça güneş vursun
Sen en güzel yemeklerden ye
Sen ne güzel adamsın Nikola Tesla
Bilim âleminde ölümsüz bir mücahit
Zamanın ötesine geçen büyük mucit
Zekâ küpü o başını huzur içinde yasla
Uzun ince yapılı mütevazı bir adam
Çocuk telaşımla nüfus sayımını gözlerdim
Kapıda akşama kadar sokağa çıkma yasağı
Sandalyeme oturup sayılmayı iple çekerdim
Apartmanda çaylar ve böreklerle kutlanırdı
Kimsenin kimseye gitmediği nüfus bayramı
Sabahları erken kalkarmış
Her zamankinden erken
Bol kaşarlı tost yaparmış
Yiyemeyeceği kadar çok
Bizim Nuray genç kızken
Olur, da maaş yatarsa
Uğrarız kırk yılın başı
Bekler bizi tenha başında
Unutulmuş bir ocakbaşı
Sıradan bir dükkân




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!