Muhterem ihtiyar saatçi
Sen ki büyük ustasın
Ben bir tanrı misafiri
Bana kapını açar mısın?
Zamanı durdurmanın
Tuhaf bir huyum var benim
Alışkanlıklarımdan vazgeçemiyorum
Ben belki biraz sabit fikirliyim
Bazen kızmıyor da değilim kendime
Olmuyor değişemiyorum
Ne zaman seni görsem
Sana bir haller olur
Saçların değişir yeniden
İlk bakışta tanıyamam
Benim gibi savrulur
Seni seven ben değildim
İçimdeki çocuk seni çıldırasıya sevdi
Tıpkı pahalı bir oyuncağı ister gibi
İlle de senin ismini tutturup durdu
Durdan sustan anlamaz bir çocuktu
Gecenin ala şafağında kargaların kahvaltı vakti
Sokağın karanlık gölgesinde in cin top kovalar
Sabah ezanı okuyacak hoca minarede yok sanki
Kaldırımları arşınlamış uyurgezerlere benzeriz
Kırk parçaya bölünmüş kafamızda koşan kırk tilki
Dar alanda kısa paslaşmalarla perişan haldeyiz
Yeni işe başlayalı henüz daha üç dört gün oldu
Merhum İçerenköy servisi tedavülden kalkmış
Biraz yapay zekâ ürünü biraz Selman Ağa yorumu
Kaderde birkaç günlük Fındıklı’ya sürgün varmış
Kavga dövüş içinde Küçükbakkalköy’e tayin çıktı
Bu sevda benim suçum değil ki
Seni karşıma ben mi çıkardım
O gece gözlerin bir başka güzeldi
İlk bakışta beni baştan çıkardın
Gözlerin bir uçurumun kenarıydı
Ansızın gelip başımı döndürdün
Uykumun en tatlı yerindeydim
Birden aralandı kâbus perdesi
Zor bela açıldı uykulu gözlerim
Eli kanlı sivrisinek karşıma dikildi
Derken keman çalmaya başladı
Bir paltom vardı
Saçın gibi siyahtı
Başka renk giyemem ki
Hepsi bir birinin aynı
Bunu hiç giymedim
Niye aldım bir bilsen
Her sabahın köründe
Şu köşeden gelip geçer
Puslu gölgeler içinde
Nefesi buhara karışan
Bir garip severgezer




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!