Bu sevda benim suçum değil ki
Seni karşıma ben mi çıkardım
O gece gözlerin bir başka güzeldi
İlk bakışta beni baştan çıkardın
Gözlerin bir uçurumun kenarıydı
Ansızın gelip başımı döndürdün
Sen minik şehzadem
Gel masum günahsız
Sana nasıl söylesem
Bil ki hayat acımasız
Kelli felli birisi değilim
Ben şemsiyeden nefret ederim
Güya yağmurdan korur öyle mi?
Vallahi kuru kalmaz hiçbir yerim
Hele hafiften bir rüzgâr esti mi?
Tersine döner zavallı telleri
Satar seni elinle beslediğin hain
Nasıl da yer ettin içimde
Anlamadım gitti doğrusu
Bütün her şey birden bire
Ne olduysa bir günde oldu
Sana âşık olasım tuttu
Aptalca ateşi tutar gibi
Seni seven ben değildim
İçimdeki çocuk seni çıldırasıya sevdi
Tıpkı pahalı bir oyuncağı ister gibi
İlle de senin ismini tutturup durdu
Durdan sustan anlamaz bir çocuktu
Gecenin ala şafağında kargaların kahvaltı vakti
Sokağın karanlık gölgesinde in cin top kovalar
Sabah ezanı okuyacak hoca minarede yok sanki
Kaldırımları arşınlamış uyurgezerlere benzeriz
Kırk parçaya bölünmüş kafamızda koşan kırk tilki
Dar alanda kısa paslaşmalarla perişan haldeyiz
Yeni işe başlayalı henüz daha üç dört gün oldu
Merhum İçerenköy servisi tedavülden kalkmış
Biraz yapay zekâ ürünü biraz Selman Ağa yorumu
Kaderde birkaç günlük Fındıklı’ya sürgün varmış
Kavga dövüş içinde Küçükbakkalköy’e tayin çıktı
Her sabahın köründe
Şu köşeden gelip geçer
Puslu gölgeler içinde
Nefesi buhara karışan
Bir garip severgezer
Kim demiş ki fakirler sevemez diye
Gönül zenginliği değil miydi asıl olan
Eskiden samanlık seyran olurdu bize
Hani o iki gönül bir olduğu zaman
Kim demiş ki çirkinler sevemez diye
Serçe parmağımın ucunda
Boy vermiş şeytan tırnağı
Yerin dibinden hiç çıkmasa
Bütün tırnakların yüz karası
Baksan ufacık bir kıymık gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!