Kim demiş ki fakirler sevemez diye
Gönül zenginliği değil miydi asıl olan
Eskiden samanlık seyran olurdu bize
Hani o iki gönül bir olduğu zaman
Kim demiş ki çirkinler sevemez diye
Serçe parmağımın ucunda
Boy vermiş şeytan tırnağı
Yerin dibinden hiç çıkmasa
Bütün tırnakların yüz karası
Baksan ufacık bir kıymık gibi
O kadar yufka yürekliyim ki hiç sormayın
Oklavayı kapan içimde sigara böreği açtı
Sigaranın ucunu yakıp da tüttüren mi ararsın
Yoksa sadece bir ısırık alıp murdar edeni mi?
Hadi bunca yürek israfına eyvallah diyelim
Lanet sigarayı üstümde söndürmeseler bari
Ölüm kusmakta kanlı savaş meydanı
Gökyüzünde gaddar bombaların çığlığı
Bir sedye taşımaktadır iki kafadar
Birbirini öldürürken on binlercesi
Sıhhiyeler ise yaşatmaya çabalar
Askerin kolu bacağı eksik olsa da
Kimsesiz bir ağacım
Dağ başında ıssız
Yaban bir köşeden
Dört mevsim şiir açarım
Uçsuz bucaksız
Tam benim kalemimsin
Boyun boyuma uygun
Sen benim güzelimsin
Hele o gözlerin yok mu?
Gözlerine aşık oldum
T cetveli gibi düzgün olmak lazım hayatta
Özgürlük kardeşlik ve daha güzel ne varsa
Bütün iyi hislerle ip gibi bir hizada olmak
Kötülüğe karşı doksan derece dik durmak
Kula kulluğun iğrenç bağrını kılıç gibi deşmek
Kalleşliğin ve zorbalığın üstünü çizmek gerek
Daha çocukluk günlerimizdi
Ceplerimizde baba parası
Geldi mi o teneffüs vakti
Tenhada bir bakkala koşardı
Ne kadar öğrenci varsa
Bizim bakkal sigara satardı
İşte budur benim tektaşım
Ulu bir çınar gibi dimdik ayakta
Ayağına kapanır garip başım
Herkes gider o kalır başımda
Bana hem ev olur hem makber
Bakıyorum da yine yüzün bir karış
Karadeniz’de gemilerin mi batmış
Kaşların tam bıraktığım yerden çatık
O güzelim yüzün gülmüyor yazık
Kibirli kirpiklerinden öfke dökülmüş
Sanki kara kediler suya dalmış gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!