O kadar yufka yürekliyim ki hiç sormayın
Oklavayı kapan içimde sigara böreği açtı
Sigaranın ucunu yakıp da tüttüren mi ararsın
Yoksa sadece bir ısırık alıp murdar edeni mi?
Hadi bunca yürek israfına eyvallah diyelim
Lanet sigarayı üstümde söndürmeseler bari
Ölüm kusmakta kanlı savaş meydanı
Gökyüzünde gaddar bombaların çığlığı
Bir sedye taşımaktadır iki kafadar
Birbirini öldürürken on binlercesi
Sıhhiyeler ise yaşatmaya çabalar
Askerin kolu bacağı eksik olsa da
Kimsesiz bir ağacım
Dağ başında ıssız
Yaban bir köşeden
Dört mevsim şiir açarım
Uçsuz bucaksız
Uykumun en tatlı yerindeydim
Birden aralandı kâbus perdesi
Zor bela açıldı uykulu gözlerim
Eli kanlı sivrisinek karşıma dikildi
Derken keman çalmaya başladı
Bir paltom vardı
Saçın gibi siyahtı
Başka renk giyemem ki
Hepsi bir birinin aynı
Bunu hiç giymedim
Niye aldım bir bilsen
Bakıyorum da yine yüzün bir karış
Karadeniz’de gemilerin mi batmış
Kaşların tam bıraktığım yerden çatık
O güzelim yüzün gülmüyor yazık
Kibirli kirpiklerinden öfke dökülmüş
Sanki kara kediler suya dalmış gibi
Sonbahar gelir şehre
Bir ağaç ayakta ağlar
Çökünce karanlık gölge
Görünmez olur dağlar
Çiçekler ölür ağır ağır
Bu şehirde kalan son yeşildi
Yol kenarındaki kışladan sarkan
Bir bölük ağacın hazır kıta dalları
O güzelim ağaçların hepsi kesildi
Büyük bir inşaat başlıyor olmalı
Sana üç vakte kadar bir şey görünür derler
Hani var ya şu bizim çokbilmiş müneccimler
Gözlerin yollara dalıp da beklersin sonra
Zıkkımın kökü ucundan azıcık gözükse ya
Dilin kemiği yok deyip salla babam salla
O şimdi Tuzla’da geziyor dediler
Bir deli fırtına koptu içimde
Sallanıp durdu balıkçı tekneler
Tuzla'ya koştum kan ter içinde
Kanayan yarama tuz basmaya geldim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!