Vezirin şahı sevdiği kadar sevdim seni
Ve bağlı olduğu kadar sana itaatkâr
Sensiz yaşamak zaten haram değil mi?
Sana karşı benim boynum kıldan ince
Gönül her şeye razıdır aşk başa gelince
Coşkun ırmaklar gibi omuzlarına dökülen saçlarından süzülerek
Saç derine derinlemesine nüfuz eden şampuan olmak isterdim
Kelle koltukta kaçaklar gibi beyninin düşünce lobuna sürünerek
Özgürlüğe kapak atmanın ferahlığıyla sınırsız düşlerine girerdim
Allah canımı alsın o ceylan gözlerini tek bir an olsun yakmazdım
Allah şahit dün yine sana çok şiirlendim
Ağzını burnunu yazmak geldi içimden
O kahrolası hıncımla kâğıtlara bilendim
Tek bir satır çıkmaz mı lanet kalemden
Kelimeler muktedir değil seni anlatmaya
Onulmaz derdimin dermanı varsa sendedir
Sen kadim nehirleri kavuşturan Şattülarap
Bir yanın yeşil Fırat bir yanın serin Dicle’dir
Şimşekler çakarcasına vur ki dinsin bu azap
Sen hiç bekledin mi?
Bile bile umutsuzca
Seni sevmeyen birini
Sevdin mi hiç ahmakça
Sen hiç konuştun mu?
Öyle sakin duruşuma bakmayın
Uzunca yılların yorgunluğu var
Hem ben ne fırtınalar kopardım
Siz nereden bileceksiniz canım
Aşklar, savaşlar, ne maceralar
Kamera döşemiş sağa sola
Masaya oturmuş bizi izliyor
Bakınıp duruyor sana bana
Tuhaf adam patron efendi
Can sıkıntısı mı var bilmem ki
Yoksa korku mu salmak istiyor
Tut ki ben periyodik cetvelim
Metalinden ametaline kadar
Ne istersen önüne sererim
Rüyanda bile görmesi çok zor
Bu kadar element akla zarar
Sen kocaman saraylarda yaşa
Duvarların bile altın kaplı olsun
Vezirin, rezilin sana selam dursun
Bize çok bile çadırdan bozma oda
Olursa içine bir parça güneş vursun
Sen en güzel yemeklerden ye
Bütün aşçılık hikâyesi askerde başlamış
Komutan Muttalip’i mutfağa koymuş
Tencere tava kazan kepçe eline yakışmış
Bölükte buram buram bir bayram havası
Bizim Mehmetçiklerin karnı doymuş
Kırk yıllık yemekhane sanki ana sofrası




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!