Eskiden olsa mektup beklerdim
Bir umut senden mektup gelir
Hoş geldin postacı kardeş derdim
Senden bana mektup sorardım
Haydi, aslanım şu mektubu getir
Soğuk bakışlı büyük ebru ustası
Su dolu bir teknede cirit atmış
Kuğu gibi yüzmüş cambaz boyası
En güzel ebrular cebinden çıkmış
Çalışırken tahta masanın üstünde
Erkek adam ağlar mıymış hiç?
Ağlamak ayıpmış demek
Adamın yüreği sanki kerpiç?
El insaf, o da insan olsa gerek
Rahat bırakın be ağlarsa ağlasın
Seninle yıllar önce tanıştık
Çocukluk günlerimden biriydi
Her ikimizde bir boydaydık
Sen bir salonda vitrine çıkmıştın
Benimse soluğum kesildi
Korkudan üç buçuk atmıştım
Haydi, bir zahmet söyle bakalım
Bu işin aslını ben de bileyim
Sen dost musun düşman mısın?
Ne desen başım gözüm üstüne
Kızmadan sana iki çift laf edeyim
Ara sıra dolmuşta otobüste rast gelirim
Kadınlı erkekli sessiz ve masum insanlar
Belki halka seslenecek bir dilleri yok ama
Görseniz onlar nasıl da güzel konuşurlar
Nakış gibi işleyen ellere kollara şaşarım
Tenis maçında gibi hareketler hayli akıcı
Ne gelirken merhaba dediniz
Ne de giderken hoşça kal
Bir kez olsun beni görmediniz
Evde unutulmuş hayaletim
Dış kapıda paslı bir mandal
Deniz kenarı düşlerim vardı benim
Daha sabah duşumu bile almadan
Her yeri güneş açacaktı ıslak perdemin
Ucundan nice güzel günler doğacaktı
Mavi suların sırtında başak sarısı
Balkondan sarkacaktı sıra sıra oltalar
Caddenin ortasına dikildin kaç gündür
Sen alacalı bulacalı kokoreç arabası
Közde kokoreç ver de yüzümü güldür
Şöyle sıcak sıcak yarım ekmek arası
Ne bir milim yerinden oynadığın var
Bir sepetin içinde
Gelmiştin o ilk gün
Kundaklar üstünde
Hiç görünmüyordu
Ne yüzün ne gözün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!