Eliyle bronz çenesini tutup derin düşünen adam
Üzerine oturduğun taş gibi çoktan durmuş zaman
İnsan eli değmemiş bir dünyada yaşamak ne güzel
Ne zaman ayıp sayılmış adına düşünce denen şey
Sen bir hastane avlusunda düşünmeye devam et
İnsanların sana deli demesinden hiç korkma sakın
Düşünüyorum öyleyse varım demiş ünlü düşünür
Benim seni düşündüğüm kadar düşünsün de görelim
İnan bana doğduğuna pişman olup bin beter sürünür
Öyle boş beleş var olmak ta neyin nesiymiş efendim
O benim yerimde olsa tahtalıköyü boylamak isterdi
Yerin dehlizlerinde bir hiç olmak daha cazip gelirdi
Soğuk bakışlı büyük ebru ustası
Su dolu bir teknede cirit atmış
Kuğu gibi yüzmüş cambaz boyası
En güzel ebrular cebinden çıkmış
Çalışırken tahta masanın üstünde
Siyah beyaz iki ezeli düşman
Milyonlarca yıllık gündüz ve gece
Sözleşmiş gibi eşit olmayı başarır
Hem de sene de iki kere
İçimdeki karanlık ve aydınlık gibi
Eşit oluyorsa her iki baharda
Ara sıra dolmuşta otobüste rast gelirim
Kadınlı erkekli sessiz ve masum insanlar
Belki halka seslenecek bir dilleri yok ama
Görseniz onlar nasıl da güzel konuşurlar
Nakış gibi işleyen ellere kollara şaşarım
Tenis maçında gibi hareketler hayli akıcı
Ne gelirken merhaba dediniz
Ne de giderken hoşça kal
Bir kez olsun beni görmediniz
Evde unutulmuş hayaletim
Dış kapıda paslı bir mandal
Demir kanatlı tayyareler güvenle havalansın diye
Havacılık âleminin ekser uleması bir araya gelmiş
Her kafadan bir ses, her seste başka bir vesvese
Kutsiyet suyuna batırılmış bir kitap gibi DO-178
Belge daha en baştan ben genel geçer değilim der
Beni kimin vurduğunu gayet iyi biliyorum
Oysa herkes cinayeti faili meçhul sanıyor
Hedef şaşırtır gibi evet haklısınız diyorum
Gözlerimin içinde perçinlenmiş sır perdesi
İçim şimşek çaksa sel olacak bulutlar gibi
Demek seni sevmek eşyanın tabiatına aykırıymış
Nereden bilmişler be vay anasını satayım
Biz görmeyeli etrafını doğa bilimciler kaplamış
Eyvallah bilimin karşısında boynum kıldan ince
Ağızlara sakız olmuş hurafeler bilim mi sence
Sahi benim bir eşya olduğumu sana kim söyledi
Kuş uçmaz kervan geçmez yalnızlığa mahkûm yollardayım
Yolda hiç gün yüzü görmemiş karanlık bir tünelden geçtim
Tünel feleğin çemberi miydi neydi artık orasını sormayın
Derken meşhur Ferhat otobanının en Şirin mevkiindeyim
Hani var ya o zır delinin delik deşik ettiği dağlar tepeler
Sırtımı sıra dağlara verip ufka baktım bir de ne göreyim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!