Mahşer gibi kalabalık bir çeşme
Muslukları sonuna kadar açık
Buz gibi ayrılık akar ince ince
Boğazımda düğüm kaşlarım çatık
Ayrılığın gözyaşı denize dökülür
Önüne gelen dert yanar
Ateşini verir alttan alttan
Hep benim bağrım yanar
El âlemin maskarası oldum
Bedenim ateş ve duman
Ne zamanki sokakta bir sepet görsem
Hani yüksek katın camından sarkan
İçim çocuk olur dışım koca sersem
Kaldırımın kenarında duraklarım
O sepette canlanır bütün anılarım
Ah ne de güzeldi bakkal çıraklığım
Milyon kere söylediler oysa
Salına salına sinsi bir olta
Yanaşırsa iki dudağına yakın
Bir tutam yeme aldanıp ta
Sen sen ol oltaya gelme sakın
Oldum olası balkabağına bayılırım
İçi başka dışı bir başka güzel
İlk bakışta Nasreddin Hoca’yı anarım
Sanki onun koca kavuğuna benzer
Hınzır hınzır gülmeye başlarım
Bilirim haddime değil kavuğu giymek
Balkanlardan gelen soğuk hava kütlesi
Söyle bakalım seni hangi rüzgâr attı
Sende bir hal olmalı öfkenin çok ötesi
Bardaktan boşanırcasına bir yağmur
Camdaki Arap kızı bak korkup kaçtı
Kıçı kalkmışsa bir geminin batması çok yakındır
Dik burunlu küstah direkler orta yerinden yıkılır
Kibirle şişen yelkenleri sökülüp paçavraya döner
Kuduz köpekler gibi ağzında bembeyaz köpükler
Seninle yıllar önce tanıştık
Çocukluk günlerimden biriydi
Her ikimizde bir boydaydık
Sen bir salonda vitrine çıkmıştın
Benimse soluğum kesildi
Korkudan üç buçuk atmıştım
Haydi, bir zahmet söyle bakalım
Bu işin aslını ben de bileyim
Sen dost musun düşman mısın?
Ne desen başım gözüm üstüne
Kızmadan sana iki çift laf edeyim
Aşk denen amansız illet daha anamın karnında aklıma düşmüş
Ben seni hiç gün görmeden çok derinlerde bir yerden sevdim
Koskoca tarihin küflü sayfaları böyle aşkı ne duymuş ne görmüş
Zifiri karanlık çağlardan beridir ben senin sessiz gölgen oldum
O zamanlar kendi adımı bile doğru dürüst söylemekten acizim
Yerimi senden bir adım öte bilip her zaman ölüm gibi sustum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!