Mahşer gibi kalabalık bir çeşme
Muslukları sonuna kadar açık
Buz gibi ayrılık akar ince ince
Boğazımda düğüm kaşlarım çatık
Ayrılığın gözyaşı denize dökülür
Akıllardan silinmez Aşkları anlatan
Yüreklere dökülen Yüce bir çağlayan
Şarkıları büsbütün Şanıyla okuyan ses
Endamıyla büyüleyen Ebedi bir nefes
Gülistan içinden Güllerin en güzeli
Üzülürken yeşerir Ümitlerin taze filizi
Önüne gelen dert yanar
Ateşini verir alttan alttan
Hep benim bağrım yanar
El âlemin maskarası oldum
Bedenim ateş ve duman
Ne zamanki sokakta bir sepet görsem
Hani yüksek katın camından sarkan
İçim çocuk olur dışım koca sersem
Kaldırımın kenarında duraklarım
O sepette canlanır bütün anılarım
Ah ne de güzeldi bakkal çıraklığım
Milyon kere söylediler oysa
Salına salına sinsi bir olta
Yanaşırsa iki dudağına yakın
Bir tutam yeme aldanıp ta
Sen sen ol oltaya gelme sakın
Oldum olası balkabağına bayılırım
İçi başka dışı bir başka güzel
İlk bakışta Nasreddin Hoca’yı anarım
Sanki onun koca kavuğuna benzer
Hınzır hınzır gülmeye başlarım
Bilirim haddime değil kavuğu giymek
Balkanlardan gelen soğuk hava kütlesi
Söyle bakalım seni hangi rüzgâr attı
Sende bir hal olmalı öfkenin çok ötesi
Bardaktan boşanırcasına bir yağmur
Camdaki Arap kızı bak korkup kaçtı
Kıçı kalkmışsa bir geminin batması çok yakındır
Dik burunlu küstah direkler orta yerinden yıkılır
Kibirle şişen yelkenleri sökülüp paçavraya döner
Kuduz köpekler gibi ağzında bembeyaz köpükler
Beline ekvator kuşanınca adam mı oldun
Sen bir zamanlar gaz bulutu ve tozdun
Şimdi ne diye böbürlenirsin sen yalan dünya
Ama kabul et canım kutuplardan basıksın ya
Biraz yuvarlak desem öyle böyle değil hani
Güya hiç kimselere yar olmazsın öyle mi?
Tüm zamanların belki de en sıcacık eşyasıydı
Kış vakti içimizi ısıtan canım elektrikli battaniye
Buz gibi soğuk havalarda bedenimizi kaplardı
Tatlı rüyalara gizli bir geçit sıcak yataklar içinde
Ya gerçekten göründüğü kadar masum muydu?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!