İki adam; adam gibi oturdu
Masanın başına;
'Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz'
Gözleriyle ufukları aydınlatan
Işıklarıyla...
Gönüllerinde yanan ateşi
Gözlerinin içinden gülüyorsun
Kısık gözlerinin ardında koca bir mazi
Derinliklerinden sesleniyor ruhunun
Sesin arıtılmış su gibi berrak akıyor
Sen başkasın biliyorum;
Yıldızlar kadar el değmemiş yüreğinle
Baba!
Gittin; her fâni gibi
Vâdenin bitiminde,
Unutmadım;
Babalar gününde değil
Her babalık görevimde...
Tırtılın kanatlarını beş geçe
Ellerimizin içinde ölüm
Mavi özgürlükler kopar
Milyarlarca dünyalar susar
Ne kırmızı çizgiler ne şafakta güneş kalır.
Ben ölürsem sen ölürsün
Yalnızlık sinsice çöker içime
Garipsi bir burkulma sızlatır beni
Dertleri yudum yudum çekip sineme
Kadehlere bakarak ararım seni
Sensiz kadehler dolmayınca
Yanımda sen olmayınca
Gözlerim var benim yürek bakışlı
Ellerim sevda nakışlı
İstanbul'dan büyük ayaklarım var
Sıkışıp kalmış bu şehirde
Oysa sen bir el kadar yakınsın
Ellerimde..................tutamadığım.
Sen gülmezsen;
Gözlerimde güneş söner,dünyam kararır
Karanlıklar miras kalır gönlüme
Kaptansız bir gemi gibi çarparım kayalara
Paramparça olurum,
Düşerim kızıl ufuklara...
İsterse bir rüzgarın uğultusu
Yapraklarda kesilsin
Sahilleri dövsün denizler köpük köpük
Homurtular sessizliğinde boğulsun
Kozmik nidalarında evrenin
Bir yaşam sussun.
Hüzün bulutları sardı içimi
Dokunsalar ağlardım
Anılarıma tutundum
Sarmaşanlar misali
Yıkılmadım...
Sağnak bir yağmurdun gelişinde
Kanadında iyileşmeyen kurşun yarası
Yüreğinde ihanetin kalleş izleri
İçinde vurgun yemişliğin paniği
Yolunda kaderin oyunu güldürmeyen
Yalnızlık kimsesizlikten alır öcünü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!