Şakaklarımda esen rüzgâr
Hangi ülkeden geliyorsun,
Kutupta buzul yığınları
İçimde sımsıkı tuttuğum bahar
Son burcundayım hüznün
Gel indir yüreğimden
Sen ellerde değil bende özgürsün
Uçuk sevdaların gölgesidir tutsaklığın
Bedeli ödenmemiş saatlere mahkûmsun
Sevda sandığın limanlarda
Umudun yelkeni yoktur
İçinden yürür gider yalnızlıklar
Tebessümlerini topluyorum yıldızlardan
Gömüldüğün gecelerden,
Ne zaman sevgi ışığını tutsam gözlerine
Aydınlığını kısıyorsun.
Zamana kurgulandı herşey
Saatin tiktaklarına...
Baba!
Gittin; her fâni gibi
Vâdenin bitiminde,
Unutmadım;
Babalar gününde değil
Her babalık görevimde...
Bir gelin süzülür gelir gönüllere
Rengarenk bakışlarında kelebekler uçuşur
Laleler enfes kuş cıvıltıları ses
Hızlanır ciğerlerde nefes
Saraylarda tahtlar kurulur
Yatağında gözyaşlarının kuruduğu ırmaklar
Yıldızlar göz kırparken döker gözyaşlarını
Senin yıldızının düşük olduğu saatlerde
İçinde savrulan kozmik fırtınalardır
Hüzün yağmurlarının dönüştüğü yerde
Gülen Ay'a öykünür düşlerin
Yakamozların deniz fenerini kıskanan alınganlığında
Yüreğinde bir bahar renk renk sevda dokuyor
Yüzünde pembe güller tomurcuklar açıyor
Güneşin ışıkları gül yüzüne vuruyor
Mutluluk yağmurları damla damla yağıyor.
Ayışığı parlarken yakamozlar yanıyor
Seninleyim;
Yirmidört saatindeyim.
Bir ağacın yaprak yaprak ellerinde
Sevdanın yeşeren dallarında.
Durduralım saatleri
Zaman tükensin yüreklerimizde.
İki adam; adam gibi oturdu
Masanın başına;
'Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz'
Gözleriyle ufukları aydınlatan
Işıklarıyla...
Gönüllerinde yanan ateşi
Gözlerinin içinden gülüyorsun
Kısık gözlerinin ardında koca bir mazi
Derinliklerinden sesleniyor ruhunun
Sesin arıtılmış su gibi berrak akıyor
Sen başkasın biliyorum;
Yıldızlar kadar el değmemiş yüreğinle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!