Bir gelişin var ki
Gülen yüzünle
Unutulmaz sarılışın
Boynuma
Biliyorum kıyamazsın
Sevgime...
Siyah tuğlalarla örüyorlar yaşamı
Karanlık sularında okyanusların
Sokaklar ölüm korkusu
Sokaklar başıboş köpeklerin.
Sırat köprüsü yıkılan dünyanın
Vicdanında tükeniyoruz...
Uzak şehirlere git
Gözlerinin götürdüğü yere,
Şehrin soğuk kutuplarına
Sinmiştir sefillikler...
Oradan dağıtılır geleceğin sofrasına
Kuru ekmekler.
Çok incedir hüzün;
Kopar dalından bir yaprağın
Sessizlik dökülür toprağa
Yüreklerin sokak hıçkırıkları.
Aldanmayın yıldızların güleç yüzüne
Yanan aşk gülümsemesidir
Bakarken gözlerinin o derin ummanına
Nehirleri andıran sellerine kapıldım
Yağmurlar çiselerken pencerenin camına
Bir kuş olup konmuştum rahmetinle yıkandım.
Yüreğinin alevi gözlerinde yanarken
Bu sabah Karadeniz in kalbindeyim
Biraz yorgun biraz hüzünlüdür atışları
Çakıl taşlarını okşuyor
Uysal kedi kımıldamayan yaprak,
Bir deniz kızı ayakları kırmızı
Sessiz ve oynak kımıldanışları
Ne büyük fedakârlıkmış seni sevmek
Tüm sevgileri eksilterek,
Zifiri karanlıklardan yükseliyorum
Başım mavi pencereye değiyor
Gözlerimde güneşler parlıyor
Rüzgârların sustuğu iklimdeyim
Gözlerinde parçalanıyorum her bakışında
Yıldızlar gibi yağarken geceye
Bir yanıp bir sönüyor aşk
İçimde atomlar parçalanıyor
Sensizlikte yokolan
Bir başka yıldıza taşınıyorum.
Güçlü silahların ardındaydı düşman
Var güçleriyle ötelerken zamanı
Denizin öbür ucundaydı ayakları
Başının üstünde taşırken çağı.
Soğuk bozkırların arasında yürüyen
Gövde geceden kalma zamana direnirken
Mavi sular duruldu
Gökyüzü sessizliğe büründü
Güvercinler kırık kanatlarından
Sızan kan damlalarında boğuldular.
Güneşe yürüyen kara gölgelerin
Gözlerine özgürlük,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!