Dün okudum gazetelerden
Vahşeti,
Terörist sanmışlar iki bebeği
Yaşları biri bir,biri iki.
Onlar bebektiler,çocuk bile değil
Neden ve niçin öldürüldüler
Sen uçuk aşkların perdahsız yüzü
Hareli yüreğimin gizli bölmesi
Köpüren duygularımın yalnızlığı
Eksilmiyor karakol duvarları güneşinden
Yoksul gölgelerden karanlığa sızan
Bulutların ardından emilen mehtap
Kulaklarıma gelen sesle yaralandım
Gecenin bir saatinde
Gece sustu gönlüm sustu
Yıldızlar ağladı yalnızlığıma
İçimde kudurdu denizler köpük köpük
Sesin kış gibiydi
Sen rüzgârda bir o yana
Bir bu yana sallanan
Fırtınanın kanatlarında
Acıların gözyaşlarında
Terkedilen sevgi sahillerinde
Kokuşmuş sokaklarda
Yaldızlı gökler gülüyor gönlüme
İmbikten karanlıkları süzüyorum
Gönlüm evaze etek gibi
Mavi sonsuzluğa açılıyor.
Özgürlüğün sınırsızlığına uçuyorum
Canlı cansız gemiler geçiyor
Yıldızlar karanlığa sızmış pırıltılardır
Gecenin kalbine saplanan
Kuytularında derin bir nefestir evrenin
Milyarlarca yıl uzaktan
Kutsal bir aydınlığın
Çağları aşarak gelen sesidir
Yine sen unutulmayan
Sabah güneşiyle parlayan
Gözkapaklarıma inen ağırlık
Yüreğimde ki tatlı sızı
Damarlarımda uçuşan kelebek
Nesin sen yine sen
Kış altında kaldı yeşil çemenler
Beyaz örtü altındadır bitkiler
Açmak için hazırlandı çiçekler
Bekliyorlar hep birlikte baharı.
Ağaçlarda tomurcuklar canlandı
Bir kez kutsadım seni;
Yağmurlar düşüyordu yanaklarından
Ellerin sıcakmı sıcak
Ve kararlıydı...
Sevgiye inen yumruklara
Tahammülsüz bir başkaldırıydı,
Senin sesin ıslak rüzgârların sessizliği
Yüreğimi okşayan uzak sahillerin meltemi
Özlem iki ucu marsık kokulu güneş yanığı
Ellerimin ellerinden çözüldüğü gün
Anason kokulu gecelere kaldırıyorum kadehimi
Duman duman dağıldığımız yıldızlara




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!