Sarı bir yaprak gibi savrulur
Gecelerin ve gündüzlerin,
Rüzgârın ninnisiyle uyur
Gözlerinde duman duman tüten
Esrik bulutlu bakışların.
Derin sevdalar solur
Bunca nefret bunca kin var gözünde
Rabb-i yesir kalkmış bir bak yüzünde
Sevgisizlik iz bırakmış özünde
Zaman geçmiş son nefeste ne fayda.
Bilir misin bunca nefret nedendir
Bugün daha da eğilmiş başınız
Kalemleriniz özgürlüğe kırgın
Kimbilir nelere gebe bu suskunluk
Doğurgan bir bahar döl yataklarınız
Sevdası susmayan...
Üstümüzde ağır bir gökyüzü
Vicdanlar üstümüze kâbus gibi yığıldı
Mehtabın gözlerinde karanlığı yırtmışken
Bekliyorduk guruptan güneşin doğmasını
Aydınlanmış tüm ülke ne kadar da mutluyduk
Çeteleşen yıldızları bir anda siliverdik
Ellerimiz yıkandı temizlendik pir-ü pak
Sensizlik girdabında
Takılı kaldı gözyaşlarım
Üşüdü bir buz parçasının
Ucunda
Yalnız ve upuzun...
Gece bir kâbus gibi üstümüze
Çöktüğü zaman,
Yalnızlık bir sis gibi yüreğimize
İndiği zaman,
Yaşamın yıldızları bir mum kadar
Yanmıyorsa içimizde,
Bütün gemilerimi gözlerine demirledim
Fersah fersah derinlere
Yüreğine diktim sevdamın bayrağını
Sevgiyle mühürledim sayfalarını
Dönüşüm yok
Sen sahillerime yanaşan bir gemiydin
Tek bir yürek gibiydik
Aşkın ana rahminde
Oysa iki yabancıydık lohusa gecelerde
Sarkaçlı bir saat gibi vurdun yüreğime
Doğum saatinde
Birimiz güneş birimiz yakamozduk
Gitme
Ellerimi bırakma
Uçarsın bir yaprak gibi tutamam ellerinden
Hoyrat rüzgârlar eser gönlüne meçhule gidersin
Gitme
Ellerde tükenirsin
Yeşil gözlü bir kız oturmuş sahile
Ayakları deniz,saçları orman
Eteklerinde bir yığın mesken
Sevda çeker nefesiniz nefesinden
Soğuk poyraz vurgunu gözlerinde nem
Kıskanç bir denizin haşin dalgaları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!