Sarı bir yaprak gibi savrulur
Gecelerin ve gündüzlerin,
Rüzgârın ninnisiyle uyur
Gözlerinde duman duman tüten
Esrik bulutlu bakışların.
Derin sevdalar solur
Gece bir kâbus gibi üstümüze
Çöktüğü zaman,
Yalnızlık bir sis gibi yüreğimize
İndiği zaman,
Yaşamın yıldızları bir mum kadar
Yanmıyorsa içimizde,
Bunca nefret bunca kin var gözünde
Rabb-i yesir kalkmış bir bak yüzünde
Sevgisizlik iz bırakmış özünde
Zaman geçmiş son nefeste ne fayda.
Bilir misin bunca nefret nedendir
Bugün daha da eğilmiş başınız
Kalemleriniz özgürlüğe kırgın
Kimbilir nelere gebe bu suskunluk
Doğurgan bir bahar döl yataklarınız
Sevdası susmayan...
Üstümüzde ağır bir gökyüzü
Sensizlik girdabında
Takılı kaldı gözyaşlarım
Üşüdü bir buz parçasının
Ucunda
Yalnız ve upuzun...
Bir türlü ulaşamadık mutlara
Umutlarımızı taşıdık avuçlarımızda
Sevdalarımızı gönlümüzde
Hayaller kurduk geleceğe
Binbir çeşit hesaplar peşinde
Tükettik arzularımızı
Dün okudum gazetelerden
Vahşeti,
Terörist sanmışlar iki bebeği
Yaşları biri bir,biri iki.
Onlar bebektiler,çocuk bile değil
Neden ve niçin öldürüldüler
Sen uçuk aşkların perdahsız yüzü
Hareli yüreğimin gizli bölmesi
Köpüren duygularımın yalnızlığı
Eksilmiyor karakol duvarları güneşinden
Yoksul gölgelerden karanlığa sızan
Bulutların ardından emilen mehtap
Senin acılarını
Sessiz iç çekişlerini bilirim
Bayramlık gülüşlerini de,
Bazen aldığın nefes bile boğar seni
Büyücüler iş başında
Tütsüleri rüzgârın haşin soluğunda
Yine sen unutulmayan
Sabah güneşiyle parlayan
Gözkapaklarıma inen ağırlık
Yüreğimde ki tatlı sızı
Damarlarımda uçuşan kelebek
Nesin sen yine sen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!