Suflör
Yağmur sahnenin ardında gözyaşı makamında dökülüyor inci inci
Seyircisiz, ayaklar altında paramparça hallerde toprağa akıyor
Melekler eteklerini topluyor, rüzgâr fısıltısı ana karışıyor sinsi sinsi
Matem tütsüleri siyah kefen üstünde maskeli kadınlar ağıt yakıyor
Şukufe
İri gözlerinde bir beyazlık kalır
Sarı saçlarında hasat zamanlarının kokusu
Kırık dökük oturuşun
Keyifsiz sonbaharı renklerde solgunluğun
Susamış çeşmenin ağıtı
Ben garip bir yolcuyum
Uçsuz bucaksız vadilerin
En ince koluyum
Ben karanlık gecelerin
Halden kubbelerin altında taştan mabetler var
Sütunlarında eller kollar ve ayaklar, üst köşelerinde başlar
Damla damla akan kan var mahzen kimliklerin rutubetli gülümseyişlerinde
Taştan yürekler var ve zincir vurulmuş ruhların özgür bedenlerinde isyan var
Bir serap, yalancı ressamın ellerinde bir sahraya dönüşüyor
Suzi dil-Ahenkli bir masal
Izdırap mahcup hallerden bertaraf
Katran katran kelimerle ruhlar sarayına taraf
Soytarı kuklası sayfalardan firar- kitaplar ve o eski sahaf
Tahammulsuzluk-varlık
Notalar´
Parmak uçlarında kaktüs
Saniyeler dakikaların gerdanında bir bıçak yarası
Günler fikirlerde yılların pası




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!