Serseriliğin Sonatı.
Kahpece hançerlenmiş hatıralar, can çekişen İnançsızlık ilk nota.
Aklanmayan ahlaksızlığın ak düşmüş saçlarına, do re mi fa.
Düşüncelerin devinimi, içerdeki o yalnız adamın çürüyen gençliği,
Ölüm binlerce yıl sonrasına vuslat, kurtlu fikrisizliğin ilginçsizliği artık yelkenler fora.
Rüya-
Gök kafeste beşiğini sallıyor bu sabah Azrail, gözlerinde hiç hayal kurulmamış keskin anların kuru soğukluğu,
Sinsi gülümsemesi gökkuşağı gibi zaman dilimlerini rengârenk boyuyor, bir ölünün çürümüş dudaklarında bir ağıt yankılanıyor sıcak bedeni soğuk toprakta can çekişirken
Simsiyah pelerini kan kırmızısına çalıyor şeytan suretin bugün o da muzdarip, önünde günahkâr dostların son yolculuğu, ilerde sulardan yükselen bir mahşer
Sabahın en mahreminde saklı güzelliğin peşinde
Sabahın en mahreminde saklı güzelliğin gölgesinde
Kaybedilmişliği olmayan yoldaşımın peşinde
17 köye uğradım kanaat çemberinde, asalet maskesinde
Deliler dost belledi beni, akıllılık gafletinde
Özlemin anatomisi
Zaman uçurumu ucunda
Bütün korkuların dolanmışlığı
Oklarını germiş bekler ayrılık
The dream of joining shattered glass particles is just the reality of this rebellious existence.
To understand, though, is that you do not care if your poison has leaked into the veins.
Like the way the sculptor gives a mud, we have the puppet presence and the ruling of the quadrant.
Sand storms in the whisper of the devil, and rotten curses in the temples as if worshippers.
Deliliğe Özlem,
Deli gömleğine varlık nakış nakış işlenmiş,
Tebessümünde kader çizgileri yıllanmış,
Keskin dili kederi zehirliyor, hüzün panzehir
Kırık dökük piyesler hep şehir üstüne şehir.
Bir piyanonun tınıları
Bir piyanonun tınıları
Ahşap evimizin en alt katında
Rüzgârıyla savruluyor perdeler
Yeni bir tane daha yakıyorum,
Düşünebilmenin anahtarı ciğerlerimi zehirlemekte gizli
Aynalardaki görüntüler silik, anlamlaştıramıyorum.
Sesi hala yankılanıyor kulaklarımın içinde
Yolları yabancı,
Varlığından şüphe etmediğim düşünce dehlizlerinde
Engin abi
Güneşin koynundan hasat sarı saçlarında başak başak ışıltı
Beyaz kefeniyle gülüşü meleklerden haber bedenine toprak fısıltısı
Son anlarında yalnızlık bütün dostlarından tek miras ve sessiz bir karanlık örtüsü
Yüzünde vicdan paftasında bir cellat maskesi, idam sehpası o köşedeki ağaç kendi elleriyle büyüttüğü
Buhranlı bir merasimin ardında kayıplara karıştın biliyorum
Soğuk musallanın üstünde mırıltıların uğultusunda yeniden garipsedin
Soğukkanlı siyah cübbeli imam soğuk elleriyle yıkarken bedenini
Parlayan inci dişlerinden ve yüzüne takılıp kalan gülüşünden titredi
Bilmiyordun, biliyorum…
Soğuk ve yağmurlu akşamlarda nemli oluyormuş yatağın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!