Arka sokaklarında istiklalin
Arka sokaklarında istiklalin
Ulaşılmazı huzur pınarının
Şişelerde yoğun gençlik
Elinde kanunu
En soğuk mezelerden
Yalnızlık
Yalnızlık nakış gibi işler şehrin dilimlerinde kayıp benliği
Demli çayın zikrinde bir un helvası gibi dağılır an dilin ucunda
Yüzünde kırışıklıklar her bir aynadan ayrı bir hatıra
Yalnızlık
Bir kırık mızraptan yayılan melodiler ağlaşmakta pınar başında
Ellerinde kafa tasarlından testiler ölü bedenlerine aldırış etmeden kemikten kadınlar oynaşmakta
İklim cehennem –pınardan akan cennet hayalinden bir bulanık şarap
Yalnızlık türküsü
Nefsinden solursun bir dem abdallığın
Yükünden vahdetin- sırtında kesret kamburu
Latif bir pir-i fani sesinden mest olursun
Olursun da bir su sesiyle uyanırsın cehdine dünyanın
YYara,
Dün kurtçuklar debeleniyordu beynimin karmaşık kıvrımlarında çürüyüp.
Sancılar doğuyordu gün ve gün öpüşerek fikirlerin mahreminde düşlerle
Kelimeler neşterler vuruyordu zihnime, cümlelerle dörtnala sürülüp
Tozu toprağı oluyordu anılar mahşerde istiflenen kalabalık zihinlerin gölgeden izlerle.
Anın giriftliğinde bütün günahlar
Bir gece balosu
Bir askılı elbise
Bir kadın yamalı
Yanık yüzü
Bütün günahlar
Vakt-i cumadır
Rüyadır kıyımı zamanın
Hülyadır yaşanmışlığı anın
Vakt-i cumadır
Dönüşü dünyadır
Silsile-i ademin
Una Furtiva Lacrima
Kaçak bir damla
Gözyaşına dökülen yağmurdan
Kalyonlarında yalnızlığın
Susuz vadilerinde yokluğun
Sorgu.
Anlam düştü uçurumdan, intihar mıydı Ademin ki?
Cennet serap olmaktan öte bir şey. Yoksa değil mi?
Cehennem ya? Küllenmiş anların tutarsiz çöl fırtınası.
Israilin suru? ince bir fülütün sıska melodilerinde mi saklı?
Sokak ressamı
Buruşuk bir tuval kanlı gözlerden besleniyor
Ölüm kokulu bir çay dudakları yakarken renkler renklerle cilveleşiyor
Koyu kahve tonunda damla damla yağmur var-
Şehir kederle ıslanıyor.
Ve hasırlar üzerlerinde insan yığınları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!