Bir ince gölge
Bir kirli aynanın ardında
Silik yüzlü maske
Yalancı yolların gölgesi
Yırtık pabuçlara bakıyor
Son rıhtımın ucunda
Doğu ile batı gözlerinde anlamlı
Kızlık soyadı İstanbul, saçları okyanuslarla
Arsız, çıplaklık düşkünü; dünü, bugünü
Sallanıyor kıvırcık saçlarında
Aşk sarhoşu kaptanları dümenlerinde
Su ile raks kıvamında, kubbe altında
Işıltı fikirler ve üzerlerinde yarım kişilikler üçüncü sınıf çalgılarla boğaza sürülmüşler
Gece mehtabı koynunda akıntıyla taşıyan masmavi sular ve de kahır taşıyan koca canavarlar
Issız bir yokuşta sarmaşıklardan tutunmuş bir kelebeğin kanatlarına cellât kör bir kedi
Efendisi Bebek sokaklarında ulu orta ve arsızca elinde bir kadeh dilinde kirli melodi
Ahşap konaklardan kırma cumbalı evler, köşelerinde rengârenk çiçekler
Kahverengi gözleri, kahve tonunda uzun saçları sanki küçüklüğün,
Minnacık vücudu, elinde taşıdığı bir kutu boyanın yorgunluğu,
Bomboş koltukları umursamıyor, nedendir yüzünde derin bir hüzün.
Akasında tombul babası, boyalı elleri, ensesinde karamsarlığın soluğu
Her halinden belli boyacı babasının tulumundan damlıyor ucun ucun
Rengârenk yüzünde kalmış birkaç dişi, askılı pantolonu, sönük gülüşü
Ve doğmuştur şair
Elinde puslu bir ayazın ertesi annesinin ölüm tasviri
Silik kişiliğine yansımış haşarı çocuğu harflerin
Ve olmuştur gayri meşru çocuğu kelimelerin
Rahminde cümlelerin
Çirkin ve de yansız bir cümbüş gecesi
Nefesin hükümsüzlüğünde bir rota
Ölüm dansı elinde tuval bir demir kanca
Rıhtımın virane yüzünde bir keyifsiz kuş
Kanatsız özgürlüğünde doğuştan kör baykuş
Sessiz bir ritmin maskeli kirli sayfaları
Sönük bir mumun şehre küsmüşlüğü
you
the deep pain of tears flowing from my eye points to my cheeks affacted to my soul
the painful scream of my defenceless body, was stoning by the times passing alone
the permanent taste in each atoms of every metarials, sharing the moment coupling our spirits
the sacred virgin,who is putting forward her soul, her body, her everythink for deity love
the unique elixir removed all the dilemmas from my life
Ah zaman
Bir ikindi vaktinde
Paslı bir sessizliğin süzülüşünde
Uyanır
Soluk soluğa kalır
Zarif şişelerin zerafetsiz bekçisi
Tutuk bir aylaklık damlıyor ayaklarımın ucuna
Masmavi sularından yalnızlığın,
Uzun ince geçmişimin semalarında şimşekler çakıyor
Parmaklarım piyanonun mahreminde fısıldıyor
En zamansız aşk mısralarını, çöküyor hayaller umut çöplüğüne
Zindan
Zindan dedikleri dört duvar
Demir zincirler yoksa ve de prangalar
Bunun yanında özgürlüğün sadece adı var




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!