Ahmet Bektaş Şiirleri - Şair Ahmet Bektaş

Ahmet Bektaş

Bilgi Dağarcığı

İlgi: “Ruh bilimi; Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma”
Bilgi: “İsim; insan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat”
İlim: “İsim; bilim”
Bilim: “Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci”

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Birileri Yapar Diğerleri Konuşur

"Birileri yapar, diğerleri konuşur! " Bu kalıba dikkat! İyiler yapar, kötüler konuşur; bazı da kötüler yapar, iyiler konuşur! Ama ayrıntı şu her zaman, yapan konuşulur! Yani yapan, aktif; konuşan, pasiftir! İyilik için de kötülük için de durum böyle...

İyi bir şey yapanında yanında veya karşısında konuşan olur; kötü iş yapanında yanında veya karşısında konuşan olur!
Burada “Yapmak” aktif, “Konuşmak” pasiftir!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Birinci Boyutun Şifresi

Önceki yazılarımda, ikinci ve üçüncü boyutların şifrelerini yazmıştım; aslında üç boyutun da şifresi sadece birini anlamakla çözülüyor ama zihin daha fazla ayrıntı isteyebilir. Bu nedenle ayrı ayrı veya topluca değerlendirmek gerekir! İzafiyet, (büyük-küçük, az-çok, iyi-kötü; önce-sonra; zaman-mekan göreceliliği) , 3. Boyutta devreye giriyor. Kapsama dikkat! Hiçlik, her şeyi ve tüm boyutları kapsar; 1. Boyut, tüm boyutları kapsar!

Kadim anlayışta boyutlar, 1.2.3. olarak adlandırılmıyor! Boyutsuz, “Hiçlik”; 1. Boyut, “İlah”; 2. Boyut, “Ruh” veya “Levha (korunmuş) ”; 3. Boyut, “Dünya” olarak ifade edilmiş! Tüm kadim bilgiler, bu boyut adlandırmaları üzerinden kurgulanmış! Boyutları 1.2.3. olarak sıralamanın, klasik adlandırmadan daha pratik olduğunu söyleyebilirim! Adlandırmanın sıkıntısı şu; “İlah”, “Ruh”, “Levha”, “Dünya” gibi aslen boyut ifade eden kavramlar, gelişigüzel kullanılıyor ve anlayış veya anlatım, hedefine ulaşmıyor! Boyutlardaki yansımaların seyri yerine boyutları ifade eden tanımlar üzerinde takılı kalmak var! Bunu aşmak için varlık sorgulamasını, kadim tanımlar üzerinden değil de boyutlar üzerinden yapmakta fayda var.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Birey

Meselenin tam kaynağına işaret edilir ise insanlar telaş içinde kaçışırlar! Bunun nedeni gerçeğin gücüdür! Gerçeği görmeye tahammül etmek kolay olmaz! Genel olarak insanlar gerçekten kaçarak teselli bulurlar, bazı da üzerine gidiyorum sanarak yanlış yöne giderler! Gerçek hep ortada bulunur yani merkezde! Merkezde ise “Ben” var! “Bir ben var benden içeri” başka yok! Tek “Ben” var! Gerçekten kaçmak için “Koyun sürüsü” olma eğiliminde olurlar! Sürü de olsalar sonuçta sürü başının tercihini kabullenmiş olurlar! Evren sürü başına ayrı sürüye ayrı davranmaz tercih baştakine göreceli yapılmışsa!

Birey, lokomotiftir; vagonları çeker! Lokomotifi başkası çekmez! Yani ya bireysin, ya koyun! Ben, birey olmayı seçtim; koyun olmam! Yani lokomotif çekilmez, kendini ve vagonları çeker! Herkes kendi tercihinin sonucunu yaşar, başkasının tercihine razı olan da bilsin ki razı olduğu her ne ise onu bulacaktır! Bakınız aşk konusu da bireyseldir! Bu konuyu ilişkilere meze yapanlar, sarhoş sofralarında aşkı kaybedenlerdir! Bakın o riyakar aşk sözü edenler, şikayet edip duruyorlar! Nedeni şu; aşkları sadece ilişki maksatlı bir aldatma idi, bunun karşılığı olan çirkinliği görünce de başlıyorlar feryada! Bu nedenle aşk, onları isyankar ve mutsuz ediyor; oysa aşk, insanı mutlu edecek bir araçtır! "Mutlu aşk yoktur! " diyen şair de aşkı aşamamış o dönemde; ileri aşamada aşmıştır elbet! Birey içinde yaşarsa aşka bir sözüm olmaz! Yani aşkı eline, yüzüne bulaştırıp; etrafa aşkının salyalarını dökenler, aşkı aşabilirse yaşadıkları da boşa gitmemiş olacak!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Bir tanem

Boğazıma düğümlendi, söyleyemedim.
Bu dizeler senin içindi bir tanem.
Yüreğimi parça parça edişim
Yer açmak içindi,

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Biz Kimiz

Aklı baliğ olan çoklarının kendine sorduğu ilk soru “Ben Kimim? ”

Yunus “Bir ben var benden içeri” derken ruhunu mu kast ediyor?
Hayır!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Böcek Mi Bebek Mi?

Günümüz çeteleşen insanları, bebekler gibi! Akılları basmayınca bir grup içinde kendilerine yer arıyorlar; bu gruplar çeteler, ideolojik örgütler, dinsel gruplar, siyasi gruplaşmalar olabilir! Toplum tam gelişmeyince bu haller kaçınılmaz! Bebekler, kendi aralarında çeteleşince mahallenin iki bakkalından biri bebeklere çikolata verip diğerinin cam çerçevesini kırdırıyor!

Bebek akıllı yaşlıları bir araya getirenler de onlara kendini toplum içerisinde ifade edeceği bir ortam sunmuş oluyor; tabi ki karşılığı, ideolojiye veya gruba destek! Bazı niteliksizler de kendini ifade edeceği ve niteliksiz yanının kapatılacağı ortama kaçıyor!

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Aşk Masalı

Biz seninle eskileri tekrar etmeyeceğiz…

Aşkınızı sevsinler sizin;
Bana “Kurt Masalı” okumayın,

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Aşk olsun

Duyarsan bir sevda bitmiş,
O sevda değildir, sevda bitmez!

Herkes aşkı kendine özgü tarif eder. Bu nedenle sayısız aşk tanımı yapılabilir.

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Anlamak

Anlamak, anlaşmak, anlatmak için çaba sarf etmek gerek! Her insan değerlidir kendi açısından. Bunu anlamak gerek! Yani benim açımdan bir anlam ifade etmeyen birisi de kendi açısından değerlidir! Biri açısından ben bir anlam ifade etmiyorsam, bunu da anlarım; ben kendi açımdan değerliyim ama o da bunu anlamalı! Yani anlaşmak budur aslında; anlaşmak, bir konuda hem fikir olmak da değildir aslen. Anlaşmak anlamaktır.

İnat, yenilginin en önemli nedenidir! Yenilenler önce kendine bakmalı; eğer yenik düşmüşse bir konuda bilmeli ki kusur kendindedir! Maharet de onu mağlup edende değildir! O halde maharet insanın kusurunu görmesindedir. Alaycılık, bir kusurdur; sonucu yenilgidir. Ben yenilenleri gözledim çoğu alaycı ya da kendi kusurundan yenilmiş...

Devamını Oku