Yok olurum
Sanki şeref madalyası takılmış,
Onursuzlara…
Zorbalar, gülleri talan ediyor.
Sis kaplamış her yanı.
Vuslat (Altınçağ Öğretileri)
“Evrensel eşit insan”a doğru giderken!
Yoldaşım, seni her şeyden fazla seviyorum; kendim kadar seviyorum!
“Vav” Dan “Elif”E Seyir
Vav gelip vav gidersen vay haline!
Vavlayıp, durma!
Ezilip bükülme!
“İnsan” olmak istersen;
Üçüncü Boyutun Şifresi
Boyutları anlamak için geometri kullanılabilir; geometri, mutlak manada boyutları anlamaya yetmez ama akla kapı açar! Üçüncü boyuttan, hiçliği, 2. Ve 1. Boyutu, anlamak o kadar kolay olmaz! İzafiyet, görecelilik aşılmak zorunda! Üçüncü boyutta, algılara izafi bir alan var ve bu alanın sınırlarını izafiyet belirliyor! Önce-sonra; büyük-küçük; az-çok; iyi-kötü; aydınlık-karanlık gibi daha pek çok izafi sınır var!
Mesela, “Az-çok” göreceliliğini kaldıralım; bir de bin de “Bir” olsun! Sayılamayacak kadar çok sanılan “Zerre”, bir tane ve artmaz eksilmez! Artmıyor ve eksilmiyor ise zaten “Tek” olmalıdır! Maddenin temel taşı olan “Zerre” bir tane ise atom altı parçaların en temeli “Zerre”, tek olmalı! Zerre ile evrenin aynı olduğunu düşünelim! “Az-çok; büyük-küçük” izafiyeti kalkınca “Tek” var! Akıl karışıyor değil mi? Çokluk aleminde, tek olanın yansıması aklı şaşırtıyor! Başını bir yere vuranın çift görmesi gibi düşünelim! Tek olan, göreceli olarak 3. Boyutta çoğalıyor!
Sınav
Evrensel sistemde işleyişe, sınav ya da imtihan demenin mantığı şudur; sınav varsa bir de sınavcı vardır, sınavcı kafaya alınırsa, yalakalık yapılırsa sınavı geçerim zannı! Oysa evrensel sistemde işleyişte aslen yolsuzluk olmaz! Aldanışlar çok olur ama o dahi sonuçta sergilenir!
İnsanlar ilahlar üretir. Son din ise ilahları reddeder ve "Tek bir Allah var! " diyerek ilahların sonsuz kapısını kapatır.
Sevgi Aldatmacası
Sevgi nedir?
Güncel Türkçe Sözlük: isim; İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu.
Sevginin tanımında bile ikilik var! “Diğeri” anlayışı saklı sevgi tanımında! Tanımdan bakınca bir ikilik görünüyor!
Saygı
Kısaca saygı: “Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu”
Saygının diğer manasında yer alan; “Değer, üstünlük, kutsallık, yaşlılık” üzerinden “Saygı” beklentisi izafidir, kişiye görecelidir!
Değer; kime göre, neye göre?
Şehitlerimizin kanıyla yazıldı şanlı tarihimiz.
Şaşırmayın!
Kansızlar tarih yazamaz.
Öğreti
Şunu akıldan çıkarmıyorum; öğreti de yanlış olabilir öğreten de!
“Öğreti hatalı değil veya hatalı! ” iddiasını öğretilenlerin hali belirler! Bir öğreti, sonuçta yamuk insanlar ortaya çıkarıyor ise o öğretideki yamukluk veya güncelleme konusu da dikkate alınmalı!
Pekmezin Tadı
Eskiden ayakkabı tamircilerinin kösele yumuşattıkları bir çanakları bulunurdu, "Çiriş çanağı" tamirciye saf biri gelir ayakkabısını tamir ettirirken sorar; "Bu çanakta ne var" ayakkabıcı da der; "Pekmez var" sonra daldırır bir tas ikram eder. Enayi bunu içer ama ses çıkarmaz. Tamir işi bitince, çıkarken; "Anlamadı sanma, pekmezin tadı bozuktu" der!
Bu hikayeden çok sonuçlar çıkarılır! Ayakkabı tamircisi dükkanında orta yerde pis çiriş çanağındaki sıvıyı pekmez sanan enayinin hele bir de ikram edilen sıvıyı içmesi sonrasında da hala içtiği sıvıyı tadı bozuk pekmez sanması uyanık enayilere bir örnek aslında. Çirişi içen enayi, aslında kendi kendini aldattı! Süreç şöyle başlıyor; ayakkabıcıya sorduğu sıvının, pekmez olduğunu ayakkabıcı söylediğinde; önce pekmezi bilemediğini sanıp kendince bir vesveseye kapılıyor, sanki cahilliği ortaya çıkacak endişesiyle sıvının pekmez olduğunu kabullenmiş görünüyor! Böylece durumu tam kurtaracak iken ayakkabıcının bu sıvıdan bir tas ikramı ile durum tam bir kaosa dönüyor! Sıvıyı içmeyi reddetmeyi bile cehaletinin açığa çıkacağına yorumluyor ve oyunu devam ettiriyor! “Böyle pis bir kapta pekmezin işi ne? ” diye akıl etmemesi devamını getiriyor! Bu sıvıdan ona bir tas sunulduğunda ise geri dönemiyor ve sıvıyı belki de pekmez olmama ihtimalini göz ardı edip içmek durumunda bırakıyor onu zihni. Yani ilk yanlışı yaptıktan sonra dönmeyi güya kendine yediremiyor! Devamında ise içtiği sıvının pekmez olmadığını söyleyemiyor çünkü en başta sıvıyı “Pekmez” sanmasının verdiği bir utanç var! Hepsi bir bütün olarak kişiyi komik ve zavallı bir duruma düşürüyor! Tarihsel süreçte buna benzer sunumlara muhatap olan çoklarının da durumu buna benzetilebilir! Ayakkabıcının yaptığını yani çiriş çanağındaki pis suyu pekmez diye enayiye içirmesi de tarihsel süreçte sık rastlanan bir durum! Yani ortada bir enayi var ise ona çiriş içirecek bir uyanık da bulunacaktır! Aklını kullanmayanlar oldukça, pekmez diye çiriş sunanlar olacaktır!
Sürekli tekrar edilen bilgiler hafızaya yerleşir! İlgi, bilgiyi çeker; ilgili olunan alandaki bilgiler, tekrar edilmese bile ilginin tesiriyle kolayca alınır. Bu bir yazıyı sönük yazıp tekrar ederek belleğe almaya benzer diğeri büyük ve koyu yazılır tekrarsız hafızaya alınır! Bir de bilgi ne yönde kullanılır ise o yönde etki etmesi için adeta sihir yüklenir! Hatta yanlış bilgi, abartılı ve o bilgiyle aslen alakası olmayan "Doğru" bilgilerle desteklendiğinde, dikkatsiz olanlarda etki eder. Yani neyi ne için kabul ettiğini bilmeyen kalabalıklar oluşabilir!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!