Tarih Tekerrürden İbaret Midir
Evrende tesadüf olmamakla beraber tekrar da yoktur!
Evrensel işleyişin algılanması soyut olarak tasarlanan bilgilerin somutlaşmasıyla olur! Yani algılanan her şey soyut olarak potansiyelde var olmalıdır! Somut gözlem için; açığa çıkması ise somutlaşması, algılanabilirliğiyle orantılı olur! Soyut algılamalar ise somut ispatlı olmadığından inanç mertebesinde olur! Soyut ispat ise kişinin soyut algılamasına görecelidir!
Tatlılardan Ne Alırdınız
Uzun yazılar pek okunmaz, kısa yazılar da tam anlaşılmaz! Sloganlarla da yol alınmaz! Demem o ki "Oku" manasında bilgi sahibi olmaya çalışmak gerek!
Bakınız, öğrenmek şöyle bir şey; öğrenmek bilgileri ezber etmek veya çok bilgiye ulaşmış olmak değildir! Ulaşılan bilgilerin içselleştirilmesidir! Yani bir bilgi içinizdeki bir soruyu cevaplıyor ise öğrenmişsiniz demektir o konuyu! İlgi bilgi çeker bilgi de bilinç oluşturur! Öğrenmek ise bilinç oluşumudur! İşte bilgi savaşlarının hedefi algı oluşturmaktır! Herkes kendi algısını oluşturacak bilgileri yaymaya çalışır! Burada bireyin kendi açısından yapacağı şey; bu yayılmaya çalışılan bilgilerden oluşturduğu algısını korumak ya da başkalarının onun algısına bilgi ile müdahalesine karşı kendi bilgi ulaşım ve değerlendirmesini yapmak!
Bu bilgi savaşlarıyla yapılan algı savaşı günümüzde zirveye çıkmış durumda. Egemen olanların, insanların merak ettikleri ya da kendilerini bilgisiz hissettikleri alanlarda pek çok bilgi oluşturup bu boşluğu doldurmak ve tabi ki ilgi uyanmış bilgiler içerisine kendi algılatmak istediklerini yerleştirmek! İnsanlar arasında merak ve ilgi çeken konular içerisine kendi kutsal ya da etik ya da popülist ya da ticari algılarını yerleştirmek! Yani uyanık olanların, kendi menfaatleri ve istekleri doğrultusunda insanlar arasında algı oluşturmak! Bilgiyi kontrol etmek ilk adım elbet! Karşı bilgileri de bir şekilde yok etmek yayılmasına mani olmak! Görünen bu!
Yok olurum
Sanki şeref madalyası takılmış,
Onursuzlara…
Zorbalar, gülleri talan ediyor.
Sis kaplamış her yanı.
Biz aşkı Allahtan biliriz.
Ne gururlanırsın?
Sen de Onun mülküsün.
Kula mağlup olsak da;
Seni de aşkını da Ondan isteriz.
Sınav
Evrensel sistemde işleyişe, sınav ya da imtihan demenin mantığı şudur; sınav varsa bir de sınavcı vardır, sınavcı kafaya alınırsa, yalakalık yapılırsa sınavı geçerim zannı! Oysa evrensel sistemde işleyişte aslen yolsuzluk olmaz! Aldanışlar çok olur ama o dahi sonuçta sergilenir!
İnsanlar ilahlar üretir. Son din ise ilahları reddeder ve "Tek bir Allah var! " diyerek ilahların sonsuz kapısını kapatır.
Şehitlerimizin kanıyla yazıldı şanlı tarihimiz.
Şaşırmayın!
Kansızlar tarih yazamaz.
Saygı
Kısaca saygı: “Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu”
Saygının diğer manasında yer alan; “Değer, üstünlük, kutsallık, yaşlılık” üzerinden “Saygı” beklentisi izafidir, kişiye görecelidir!
Değer; kime göre, neye göre?
Öğreti
Şunu akıldan çıkarmıyorum; öğreti de yanlış olabilir öğreten de!
“Öğreti hatalı değil veya hatalı! ” iddiasını öğretilenlerin hali belirler! Bir öğreti, sonuçta yamuk insanlar ortaya çıkarıyor ise o öğretideki yamukluk veya güncelleme konusu da dikkate alınmalı!
Orijinal
Her sistem kendi bünyesinde bir bütünlüğe sahiptir. Yedek parçacılar, orijinal ile taklitin farkını çok iyi bilirler. Taklit orijinalin performansını vermediği gibi, yeni arızalara da kapı açar. Her şey yerli yerinde güzel... Toplumlar zaman içinde gelişirler, sosyalleşirler. Gelişme adım adım olur. Hazmetmeden tekrar yemek nasıl zararlı ise basamaklar da tek tek çıkılmaz ise geri düşme tehlikesi var.
Önce doğru, adil, Milli bir sistem kurulmalı ki geliştirilsin. Devamlı değiştirilen, gelişmelere açık olmayan, fason sistemlerle nereye kadar gidilebilir?
Başarı için inanç ve azim gerekli. Hevesi kırılmış, meyus bir toplumdan başarı beklenir mi?
İnanç ve azimle çalışıp, kazanmanın verdiği şevk ile daha da ileri gitmek neden mümkün olmasın?
Pekmezin Tadı
Eskiden ayakkabı tamircilerinin kösele yumuşattıkları bir çanakları bulunurdu, "Çiriş çanağı" tamirciye saf biri gelir ayakkabısını tamir ettirirken sorar; "Bu çanakta ne var" ayakkabıcı da der; "Pekmez var" sonra daldırır bir tas ikram eder. Enayi bunu içer ama ses çıkarmaz. Tamir işi bitince, çıkarken; "Anlamadı sanma, pekmezin tadı bozuktu" der!
Bu hikayeden çok sonuçlar çıkarılır! Ayakkabı tamircisi dükkanında orta yerde pis çiriş çanağındaki sıvıyı pekmez sanan enayinin hele bir de ikram edilen sıvıyı içmesi sonrasında da hala içtiği sıvıyı tadı bozuk pekmez sanması uyanık enayilere bir örnek aslında. Çirişi içen enayi, aslında kendi kendini aldattı! Süreç şöyle başlıyor; ayakkabıcıya sorduğu sıvının, pekmez olduğunu ayakkabıcı söylediğinde; önce pekmezi bilemediğini sanıp kendince bir vesveseye kapılıyor, sanki cahilliği ortaya çıkacak endişesiyle sıvının pekmez olduğunu kabullenmiş görünüyor! Böylece durumu tam kurtaracak iken ayakkabıcının bu sıvıdan bir tas ikramı ile durum tam bir kaosa dönüyor! Sıvıyı içmeyi reddetmeyi bile cehaletinin açığa çıkacağına yorumluyor ve oyunu devam ettiriyor! “Böyle pis bir kapta pekmezin işi ne? ” diye akıl etmemesi devamını getiriyor! Bu sıvıdan ona bir tas sunulduğunda ise geri dönemiyor ve sıvıyı belki de pekmez olmama ihtimalini göz ardı edip içmek durumunda bırakıyor onu zihni. Yani ilk yanlışı yaptıktan sonra dönmeyi güya kendine yediremiyor! Devamında ise içtiği sıvının pekmez olmadığını söyleyemiyor çünkü en başta sıvıyı “Pekmez” sanmasının verdiği bir utanç var! Hepsi bir bütün olarak kişiyi komik ve zavallı bir duruma düşürüyor! Tarihsel süreçte buna benzer sunumlara muhatap olan çoklarının da durumu buna benzetilebilir! Ayakkabıcının yaptığını yani çiriş çanağındaki pis suyu pekmez diye enayiye içirmesi de tarihsel süreçte sık rastlanan bir durum! Yani ortada bir enayi var ise ona çiriş içirecek bir uyanık da bulunacaktır! Aklını kullanmayanlar oldukça, pekmez diye çiriş sunanlar olacaktır!
Sürekli tekrar edilen bilgiler hafızaya yerleşir! İlgi, bilgiyi çeker; ilgili olunan alandaki bilgiler, tekrar edilmese bile ilginin tesiriyle kolayca alınır. Bu bir yazıyı sönük yazıp tekrar ederek belleğe almaya benzer diğeri büyük ve koyu yazılır tekrarsız hafızaya alınır! Bir de bilgi ne yönde kullanılır ise o yönde etki etmesi için adeta sihir yüklenir! Hatta yanlış bilgi, abartılı ve o bilgiyle aslen alakası olmayan "Doğru" bilgilerle desteklendiğinde, dikkatsiz olanlarda etki eder. Yani neyi ne için kabul ettiğini bilmeyen kalabalıklar oluşabilir!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!