Çekim
Evrensel sistemde çekim, her alanda görülüyor! Atom çekirdeklerinin etrafındaki elektronlardan tutun, güneş sistemi ve galaksilere kadar aynı kural işler!
Kütlesi büyük olan diğerlerini çekim gücü ile etrafında dolandırır! Bu zincirleme çekim (Cazibe, Gravitasyon) etkisi ile evren dengede işler!
Kütle çekimin denge halini muhafaza ettiği durumlarda, Güneş sistemi gibi düzenlilik gözlemlenir! Çekimin aşırı olduğu durumlarda, madde ve ışık yutulur ve bir kara delik oluşur! Su burgacı, girdap gibi! Kara delik tarafından yutulan madde ve ışık kritik noktaya geldiğinde kusulur, patlar ve etrafa saçılır! Bu Doyum noktasında patlama da denge içindir, kara deliğin de evreni yutmasına izin yoktur!
İnkar
Anlamlar üzerinde biraz gezinelim!
“İnkar” dendiğinde neden hemen “Din inkarı” akla gelir? Oysa inkar, her alanda mümkün ya da geçerli… Bildik din taraftarları inkarın özellikle din alanında kullanılmasına bayılırlar çünkü “Din inkarını” da “Tanrı inkarı” gibi göstermek işlerine gelir! Oysa kendileri de başka dinlere “Batıl” der ve inkar ederler! Uzatmayım, anlaşıldı…
Dost acısıdır yüklendiği,
Narin omuzlarına...
Doldurmuş beyaz gülleri,
Kocaman sepetine...
Nice fakiri doyurur da,
Vicdan
“Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl tanırsa öyle muâmele ederim.”
“Vicdan” sözcüğünü ilk defa babamdan duydum!
O’na suçluların neden hapse atıldığını sormuştum. Hapse atılmazsa başka suçlar da işler, yaptığının sonucunda kendi zarar görürse daha iyi anlarmış başkasına verdiği zararı. Yakalanmaz ya da suçu ispat edilemez serbest kalırsa diye sorduğumda; “İşte o zaman da vicdan azabı onu yakar” demişti. Anladım ki insanı ilk olarak vicdanı yargılıyor.
Vuslat (Altınçağ Öğretileri)
“Evrensel eşit insan”a doğru giderken!
Yoldaşım, seni her şeyden fazla seviyorum; kendim kadar seviyorum!
Sevgi her zaman
Karşılık bulmaz ki.
Aşk tek taraflı da,
Yaşanamaz mı..?
Karşılıksız seversen,
“Vav” Dan “Elif”E Seyir
Vav gelip vav gidersen vay haline!
Vavlayıp, durma!
Ezilip bükülme!
“İnsan” olmak istersen;
Üçüncü Boyutun Şifresi
Boyutları anlamak için geometri kullanılabilir; geometri, mutlak manada boyutları anlamaya yetmez ama akla kapı açar! Üçüncü boyuttan, hiçliği, 2. Ve 1. Boyutu, anlamak o kadar kolay olmaz! İzafiyet, görecelilik aşılmak zorunda! Üçüncü boyutta, algılara izafi bir alan var ve bu alanın sınırlarını izafiyet belirliyor! Önce-sonra; büyük-küçük; az-çok; iyi-kötü; aydınlık-karanlık gibi daha pek çok izafi sınır var!
Mesela, “Az-çok” göreceliliğini kaldıralım; bir de bin de “Bir” olsun! Sayılamayacak kadar çok sanılan “Zerre”, bir tane ve artmaz eksilmez! Artmıyor ve eksilmiyor ise zaten “Tek” olmalıdır! Maddenin temel taşı olan “Zerre” bir tane ise atom altı parçaların en temeli “Zerre”, tek olmalı! Zerre ile evrenin aynı olduğunu düşünelim! “Az-çok; büyük-küçük” izafiyeti kalkınca “Tek” var! Akıl karışıyor değil mi? Çokluk aleminde, tek olanın yansıması aklı şaşırtıyor! Başını bir yere vuranın çift görmesi gibi düşünelim! Tek olan, göreceli olarak 3. Boyutta çoğalıyor!
Sevgili Kul
Sevgililik karşılıklı bir eylem ise hem sevgili hem kul olmak mümkün olmaz! Ya kul olunur ya sevgili... Tercihe bakar, kimi kulluğu kimi sevgililiği tercih eder. Bireysel algı ve açılıma göreceli bir durum var! Zaten korku varsa "Sevgili"lik söz konusu olmaz, kulluk vardır orada. Sevgililerde karşılıklı naz vardır, korku yoktur; sevgililer birbirlerine kul olmazlar ama hatır sayarlar. Bu tasavvufta "Naz" makamıdır.
Güncel Türkçe Sözlük; Sevgili:1. isim Sevilen ve âşık olunan kimse, yavuklu, dost, yâr, canan
Talia
Bir nefes mola vermekti belki maksadın.
Kızıl güle habersiz bulaştırdığın
Tül kanatlarında ebruli sevda, sır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!